DTÖ

DÜNYA TİCARET ÖRGÜTÜ (DTÖ)
 

TEMEL BİLGİLER


Kısa Tarihçe

İkinci Dünya Savaşı sonrasında, savaşın galibi Kuzey Amerika ve Avrupa ülkeleri başta olmak  üzere  dünyada  barış  ve  istikrarı  sürekli  kılmak  amacıyla,  güçlü  bir  uluslararası ekonomik işbirliği sisteminin kurulması yönünde yoğun bir çaba gösterilmiştir. Bu çerçevede, ülkelerin  kalkınma  çabalarına  yardımcı  olmak,  uluslararası  likidite  ve  mali  güven  gibi ihtiyaçlara  cevap  vermek  ve  uluslararası  ticareti   serbestleştirip  artırmak  amacıyla  yeni kurumların  oluşturulması  yoluna  gidilmiştir. “Bretton Woods” kurumları olarak bilinen Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası’nın kurulması bu çabaların sonucunda ortaya çıkmış; böylelikle mali alanda uluslararası işbirliği yönünde kurumsal altyapı oluşturulabilmiştir.

Uluslararası mali alanda sağlanan işbirliğinin yanısıra, uluslararası ticaretin serbestleştirilmesi yönünde de benzer bir işbirliğine ihtiyaç duyulması sonucunda, 50 kadar ülkenin temsilcisi tarafından “Uluslararası Ticaret Örgütü” (International Trade Organisation - ITO) adı verilen bir uluslararası örgütün kurulması amaçlanmıştır. Öte yandan, ITO’nun kuruluş müzakereleri devam ederken, belirli mallar üzerinde tarife indirimlerinde bulunmak ve ITO’nun ülkelerce onaylanmasına kadar geçecek sürede bu indirimleri  uygulamaya  koymak amacıyla, 23 ülke Ekim
Cenevre'de geçici bir anlaşma olarak nitelendirilen Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması  (GATT)’nı  imzalamışlardır.  ITO’nun  kurulamaması  üzerine,   “geçici”  olma özelliğine rağmen, Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması 1948-1994 yılları arasında dünya mal ticaretini düzenleyen temel disiplin olarak uygulanmış ve kurumsal bir kimlikten yoksun olmasına rağmen bu alanda genel kabul gören bir çerçeve oluşturmuştur.

Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), yaklaşık yarım yüzyıl boyunca, Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşmasına (GATT) istinaden yürütülen son çok taraflı ticaret müzakere turu olan Uruguay Turu (1986-1995)’nun sonucunda, 1995’te kurulmuştur. Türkiye GATT’a 1951 yılında Torquay Turu sırasında  taraf   olmuş  ve  DTÖ’nün  de  kurucu  üyeleri  arasında  yer  almıştır.

Amaç ve İlkeler

1-En Çok Kayrılan Ülke Kuralı (Most Favoured Nation Clause, Non-Discrimination)

Söz konusu  ilke,  üye  ülkelerin  ticari  partnerleri  arasında  ayrım  yapmamasını  zorunlu kılmaktadır. Bir başka deyişle, bir üye ülke, herhangi bir ülkeye tanıdığı elverişli bir rejimi koşulsuz olarak tüm üye ülkelere uygulamak zorundadır (GATT Madde 1, GATS Madde 2, TRIPS  Madde  4).  Bu  kuralın  çeşitli  istisnaları  bulunmaktadır.  Bunlar,  GATT XXIV. Madde’de düzenlenen gümrük  birlikleri, serbest  ticaret  anlaşmaları  gibi  bölgesel  ticaret  anlaşmaları  ve  genel  preferanslar  sistemi (GPS) gibi gelişme yolundaki ülkeler (GYÜ) lehine düşük gümrük vergisi  alınması veya gümrük   vergisinin   alınmaması   gibi   ayrımcı   nitelikteki   uygulamalar   ile   Anlaşma’nın öngördüğü anti-damping ve telafi edici vergiler gibi bazı diğer uygulamalardır.

2-Ulusal Muamele Kuralı (National Treatment)

İç pazara ilişkin düzenleme ve uygulamalar yönünden ithal ve yerli mallar arasında ayrım yapılmaması “ulusal muamele” ilkesi olarak bilinmektedir.. Ulusal Muamele İlkesi yalnız bir mal, hizmet ve fikri mülkiyet pazara  girdikten  sonra uygulanır. Bundan dolayı, yerli üretimden gümrük vergisine  eş  bir  vergi  alınmamış  olmasına  rağmen,  ithal  mal  üzerinden  gümrük  vergisi alınması ulusal muamele ilkesine aykırılık teşkil etmemektedir.
 
3-Gümrük Vergilerinin İndirilerek Konsolide Edilmesi

Genel Anlaşmanın yürürlüğe girişini müteakip 60’lı yıllara gelene dek, çok taraflı ticaret müzakeleri, uluslararası ticarette uygulanan en temel koruma enstrümanı olan gümrük tarifelerinin indirilmesi üzerinde yoğunlaşmıştır. DTÖ üyesi ülkelerin DTÖ’ye konsolide  taviz listesinde yer verdikleri tarife oranları “bağlı oranlar (bound rates)” olarak adlandırılmakta; söz konusu vergi oranları ithalatta uygulanabilecek azami vergi düzeyini temsil etmektedir. Üye ülkelerin taviz listesinde GTİP bazında gösterdikleri bahse konu vergi oranları, aynı zamanda, her bir müzakere turunda yeni pazar açılımı saikiyle üstlenilen tedrici tarife liberalizasyonu için de temel teşkil etmektedir. Uruguay Turunun en önemli   sonuçlarından   biri,   ülkelerin   taviz   listelerini   geliştirmeleri   ve   bağlı   oranlar çerçevesinde yapılan ticaretin artmasıdır. Nitekim, Gelişmiş Ülkeler için bağlı oranlar Uruguay Turu öncesinde %78 iken, bu oran Uruguay Turu sonrasında %99’a; GYÜ’ler için %21’den %73’e yükselmiştir.

4-Tarifeler Yoluyla Koruma

Ticarette şeffaflığın sağlanmasının en etkin yolu korumanın tarifeler yoluyla yapılmasıdır. GATT, tarife dışı  engellerin bazı istisnalar dışında tümüyle yasaklanmasını, tarifelerin de giderek azaltılmasını öngörmektedir.  Tarım ürünleri ticaretinde uygulanan ithalat kısıtlamaları ve diğer bazı tarife dışı uygulamalar büyük ölçüde tarifelere  dönüştürülmüş (tarifikasyon), ayrıca, ülkeler bazında bazı istisnalar olmakla birlikte %100 oranında konsolidasyon amaçlanmıştır. Başka bir deyişle, Uruguay Turu ile birlikte, dünya tarım ürünleri ticaretinin bağlı oranlara tabi kılınması ile, öngörülebilir bir pazar yapısının tesisi yönünde çok önemli bir adım atıldığını söylemek mümkündür.

Kurumsal Yapı ve İşleyiş

DTÖ’nün temel karar alma organı Bakanlar Konferansı’dır. DTÖ Kurucu Anlaşması’na göre iki yılda bir toplanması gereken Bakanlar Konferansı’nın düzenlenmediği dönemlerde, Genel Konsey, DTÖ’nün günlük  işleyişine ilişkin her türlü kararı alma yetkisine sahiptir. Genel Konsey, gerektiğinde Ticaret Politikalarını  Gözden Geçirme Organı (Trade Policy Review Body- TPRB) ve Anlaşmazlıkların Halli Organı (Dispute Settlement Body –DSB) olarak da toplanabilmektedir. Genel Konseye bağlı üç temel Konsey ve diğer ilgili Komite ve Çalışma Gruplarına aşağıdaki şemada yer verilmektedir.

Gerektiğinde, Çalışma Grupları altında alt çalışma grubu oluşturma imkanı her zaman mevcuttur. Diğer taraftan, henüz DTÖ üyesi olmayan, ancak üyelik müzakereleri devam eden ülkeler (acceding countries) için de, DTÖ üyelik başvurularının akabinde, münferit Katılım Çalışma Grupları oluşturulmaktadır.
(Detaylar için bkz: http://www.wto.org/english/thewto_e/acc_e/acc_e.htm)

 

Ticaret Politikalarını Gözden Geçirme Mekanizması (TPRM)

Geçmişi 60 yılı aşan çok taraflı ticaret sisteminin temelini teşkil eden, uluslararası ticarete ilişkin kural ve disiplinlerin belirlendiği Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Kuruluş Anlaşmasının 4 nolu Ekinde  “Ticaret  Politikaları Gözden Geçirme Mekanizmasına ilişkin Mutabakat Metni” yer almaktadır.

DTÖ üyesi ülkelerin ticari mevzuat ve uygulamalarında daha fazla şeffaflık ve anlaşılırlık sağlanması yoluyla, üye ülkelerin Çok Taraflı Ticaret Anlaşmaları ile getirilen kural, düzenleme ve taahhütlere bağlılığının artırılması ve böylece, daha düzgün işleyen bir çok taraflı ticaret sistemine ulaşılmasına katkı sağlanmasını amaçlayan mutabakat metni uyarınca dünya ticaretinden en çok pay alan dört ülke iki yılda bir, aralarında Türkiye’nin de yer aldığı 16 ülke dört yılda bir, diğer DTÖ üyesi ülkeler ise altı yılda bir olmak üzere, düzenli aralıklarla “gözden geçirme toplantıları”na tabi tutulmakta iken, 2017 yılı Temmuz ayında gerçekleştirilen tadilat kapsamında söz konusu sürelerin 2019 yılından itibaren üç, beş ve yedi yılda bir olarak değiştirilmesine karar verilmiştir.

Türkiye, şimdiye kadar, sonuncusu 15 ve 17 Mart 2016 tarihlerinde olmak üzere altı ayrı incelemeye tabi tutulmuştur.

İncelemeye tabi tutulan ülke tarafından hazırlanan bir Hükümet Raporu ile DTÖ Sekretaryasınca hazırlanan  Sekretarya Raporu temelinde gerçekleştirilen incelemeler DTÖ’nün temel ilkelerinden “şeffaflık” ilkesinin geliştirilmesine yardımcı olmaktadır.
 
Söz konusu mekanizmanın işleyişine ilişkin daha kapsamlı bilgiye http://www.wto.org/english/tratop_e/tpr_e/tpr_e.htm adresinden ulaşmak mümkündür.

Katılım Süreci

DTÖ’nün halihazırda 164 üyesi bulunmaktadır.

Bir ülke veya gümrük bölgesinin DTÖ’ye katılım süreci, ilgili katılım talebinin DTÖ Sekretaryası’na iletilmesi ile başlamakta; katılım talebinin alınmasını müteakip oluşturulan “Katılım Çalışma Grubu” bünyesinde, talepkar ülkenin ekonomik ve ticari uygulamaları, DTÖ kural ve disiplinlerine uygunluğu yönünde kapsamlı incelemelere konu edilmektedir. Tüm DTÖ üyesi ülkelere açık olan Katılım Çalışma Gruplarının görev süresi dahil, çalışma talimatı (mandate) ucu açık bir şekilde belirlenmektedir.

Katılım sürecinin ne kadar zaman alacağı, başvuran ülkenin ekonomik büyüklüğü, serbest ticaret kurallarına uyum yönünde gösterdiği çaba gibi bir dizi faktör ile yakından ilintilidir.

Diğer taraftan, Katılım Çalışma Grubu faaliyetlerine parallel olarak ilerleyen mal ve hizmet ticaretine yönelik ikili taviz müzakereleri de katılım sürecinin tamamlanmasında belirleyici rol üstlenmektedir. (Katılım sürecine ilişkin teknik detaylar için bkz. http://www.wto.org/english/thewto_e/acc_e/acc_e.htm)

Üye ülkeler ve Katılım Aşamasındaki Ülkeler ile ilgili ayrıntılı bilgiye http://www.wto.org/english/thewto_e/whatis_e/tif_e/org6_e.htm adresinden ulaşmak mümkündür.

 

DTÖ DOHA KALKINMA GÜNDEMİ MÜZAKERELERİNDE SON DURUM


Genel

2001 yılında Doha’da gerçekleştirilen Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) IV. Bakanlar Konferansı’nda alınan kararla başlatılan ve temel aldığı “kalkınma” olgusu nedeniyle “Doha Kalkınma Gündemi Müzakereleri” olarak adlandırılan dokuzuncu çok taraflı ticaret müzakereleri devam etmektedir.

Uluslararası ticarette, 1986-1995 yılları arasında yapılan Uruguay Turunda sağlanan liberalizasyon düzeyinin genişletilmesi, uluslararası ticaretin dayandığı mevcut kuralların günümüzün değişen ticari koşullarına paralel bir anlayışla geliştirilmesi, hâlihazırda bir anlaşma altında düzenlenmeyen bazı alanlarda bağlayıcı anlaşmalar akdedilmesi gibi amaçlarla yaklaşık yirmi (Tarım; NAMA; Hizmetler; TRIPS; Ticaretin Kolaylaştırılması; Kurallar; Anlaşmazlıkların Halli; Ticaret ve Çevre; Elektronik Ticaret; Küçük Ekonomiler; Ticaret, Borç ve Finans; Ticaret ve Teknoloji Transferi; Teknik İşbirliği ve Kapasite Artırımı; En Az Gelişmiş Ülkeler; Özel ve Lehte Muamele; Uygulamayla İlgili Sorunlar; Entegre Çerçeve; Ticaret İçin Yardım; Katılımlar; Uygulama Konuları.) ayrı başlık altında müzakere başlatılmıştır. 

2005 yılında tamamlanması amaçlanmakla birlikte, 2006 yılı Temmuz ayında askıya alınan müzakereler 2007 yılı başında tekrar ivme kazanmış, özellikle tarım ve tarım-dışı ürünlerde pazara giriş müzakerelerinde ilerleme sağlanarak, indirim taahhütlerine ilişkin taslak hükümler 2008 yılı itibarıyla büyük ölçüde ortaya konulmuştur.   

Ancak, Doha Kalkınma Gündemi Müzakereleri, 2008 yılı sonu itibariyle, yaşanan küresel ekonomik ve finansal kriz ile bağlantılı olarak farklı bir sürece girmiş; müzakere modalitelerinin belirlenmesine yönelik sorunlu alanların aşılması hususunda somut bir ilerleme sağlanamamış; DTÖ, uluslararası arenada kriz döneminde “korumacılık” ile mücadele konusunda üstlendiği rol ile anılır hale gelmiştir.

2011 yılı Mayıs ayından itibaren, müzakerelerin “tek taahhüt” prensibi uyarınca sonuçlandırılmasından vazgeçilmesi fikri ağırlık kazanarak, bir sonuç alınmasının göreli olarak kolay olduğu bazı alanlarda anlaşmaların, müzakerelerin bir paket halinde sonuçlandırılmasını beklemeksizin sonuçlandırılması (GATT dönemi dahil çok taraflı ticaret müzakerelerinde “nothing is agreed until everything is agreed” olarak da ifade edilen “tek taahhüt” esası müzakerelerin sonuçlandırılmasında esas alınan bir prensip olmakla birlikte, bu temel prensip yazılı bir kural olmaktan ziyade genel bir anlayış birliğini ifade etmektedir. Doha Kalkınma Gündemi Müzakerelerinin hangi çerçevede yürütüleceğine ilişkin temel hukuki belge niteliği taşıyan 14 Aralık 2001 tarihli Doha Bakanlar Deklarasyonunun (WT/MIN(01)DEC/1) “Çalışma Programının Düzenlenmesi ve Yürütülmesi/Organization and Management of the Work Programme” (Paragraf 45-47) başlıklı bölümünde, “… Anlaşmazlıkların Halli Mutabakat Metninin geliştirilmesi ve açıklığa kavuşturulması hariç, müzakerelerin yürütülmesi, sonuçlandırılması ve sonuçlarının yürürlüğe girmesi hususunda tek taahhüt prensibine uyulacağı…” hükme bağlanmakla birlikte, aynı paragrafta devamla, “… daha erken sonuçlandırılan anlaşmaların geçici veya kat’i olarak uygulanabileceği …” ayrıca “…müzakerelerdeki genel dengenin gözetilmesi hususunda erken aşamada sonuçlandırılan anlaşmaların da dikkate alınacağı…” kaydedilmektedir. Söz konusu paragraf, müzakerelerde “erken hasat” (early harvest) olarak bilinen, teknik açıdan ilerlemiş, göreli olarak kolay uzlaşı sağlanabilir alanlarda müzakerelerin sonuçlandırılması şeklindeki anlayışa dayanak teşkil etmektedir.) çabasına girilmiştir. 15-17 Aralık 2011 tarihlerinde Cenevre’de yapılan VIII. Bakanlar Konferansında da bu yaklaşımın en uygun yaklaşım olacağı teyit edilmiştir.
 
3–7 Aralık 2013 tarihlerinde Bali’de gerçekleştirilen 9. Bakanlar Konferansı (BK9)’nda  

  • Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşması,
  • Tarım başlığı altında, genel hizmetler, gıda güvenliği amaçlı kamu stok programları, ihracatta rekabet ve tarım ürünlerinde tarife kota yönetimi,
  • Pamuk,
  • Kalkınma ve EAGÜ’ler başlığı altında, EAGÜ’ler için tercihli menşe kuralları, EAGÜ’ler kaynaklı hizmet ve hizmet tedarikçilerine tercihli muameleye ilişkin istisnanın uygulanması, EAGÜ’ler için vergisiz ve kotasız pazara giriş ve DTÖ içerisindeki özel ve lehte muamele hükümlerine yönelik izleme mekanizması
konularında toplam 10 adet Bakanlar Kararı kabul edilmiştir.
 
Söz konusu kararların hayata geçirilmesine ilişkin, Bali Paketi kapsamındaki Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşması ile Gıda Güvenliği Amaçlı Kamu Stok Programları Kararı'nın uygulanmasına ilişkin ABD ve Hindistan arasındaki anlaşmazlık nedeniyle tıkanan süreç, iki ülke arasında varılan mutabakat  ile  13 Kasım 2014 tarihinde çözüme kavuşturulmuştur. Bahse konu tarihten bu yana DTÖ üyesi ülkeler arasında sürdürülen danışma sürecinin de tamamlanmasının ardından, DTÖ Genel Konseyi, 27 Kasım 2014 tarihli Genel Konsey Toplantısı'nda, Bali Paketi'ni, 
  • Gelişme Yolundaki Ülkelerde Gıda Güvenliği Amaçlı Kamu Stokları
  • Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşması’nın Yürürlüğe Konulmasına İlişkin Tadilat Protokolü
  • Bali Sonrası Çalışma Programı
alanlarında revize etmiş ve yeniden onamıştır.
 
DTÖ 10. Bakanlar Konferansı 15-19 Aralık 2015 tarihlerinde Kenya’nın başkenti Nairobi’de gerçekleştirilmiştir. Konferans,  bir “Bakanlar Deklarasyonu” ile “Tarım”, “Pamuk” ve “En Az Gelişmiş Ülkeler (EAGÜ)” ile ilgili konularda toplam 6 adet Bakanlar Kararından oluşan bir “mini paket”in kabulü ile sonuçlanmıştır.

Nairobi Bakanlar Deklarasyonu’nda,  DTÖ’nün ticaret kurallarının kararlaştırıldığı küresel forum olarak taşıdığı önem teyit edilmiş; kalkınmanın DTÖ açısından merkezi bir öneme sahip olduğunun altı çizilmiş; Gelişme Yolundaki Ülke (GYÜ)’ler ve EAGÜ’lerin dünya ticaretinden ekonomik kalkınma ihtiyaçları ile uyumlu bir pay almaları yönünde çabaların sürdürülmesi taahhüdünde bulunulmuştur. Karar ile Doha Kalkınma Gündemindeki ilerleme not edilmiş; bazı üyelerin Doha yapısı (Doha structure) çerçevesinde çalışmaları yürütme arzusuna karşın bir kısım üyenin ise yeni yapılar oluşturma arayışı içinde olduğu vurgulanmıştır.

Konferans’ta “Tarım”, “Pamuk” ve “EAGÜ’ler ile ilgili konu başlıklarında kabul edilen kararlar aşağıda yer almaktadır:

Tarım;

-Gelişme Yolundaki Ülkeler için Özel Korunma Önlemleri Mekanizması
-Gıda Güvenliği Amaçlı Kamu Stok Programları
-İhracatta Rekabet
  • İhracat Sübvansiyonları
  • İhracat Kredileri, İhracat Kredi Garantileri veya Garanti Programları (İhracat Finansmanı)
  • Tarım Ürünleri İhracatçısı Devlet Teşekkülleri
  • Uluslararası Gıda Yardımı
Pamuk
  • Pazara Giriş
  • İç Destekler
  • İhracat Rekabeti
  • Kalkınma
EAGÜ’ler ile İlgili Konular

-EAGÜ’ler için Tercihli Menşe Kuralları
-Hizmetler İstisnası

DTÖ 11. Bakanlar Konferansı ise 10-13 Aralık 2017 tarihlerinde Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te gerçekleştirilmiştir. Bakanlar Konferansı neticesinde, Balıkçılık Sübvansiyonları Müzakerelerine İlişkin Karar”, “Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşması (TRIPS) Kapsamında İhlalsizlik Şikâyeti Moratoryum Kararı”,E-ticaret Çalışma Programına İlişkin Bakanlar Kararı”,Küçük Ekonomilere İlişkin Çalışma Programı Kararı konularına ilişkin Bakanlar Kararı” çıkmıştır. Bu kararlar dışında, tarım müzakerelerinde; iç destekler, ihracat destekleri, gıda güvenliği amaçlı kamu stok programları ve pamuk konusunda; hizmet ticaretinde ulusal düzenlemelerde disiplinlerin iyileştirilmesi konusunda bir uzlaşıya varılamamıştır.  
 
I-İleri Tarım Müzakereleri

Dünya tarım ürünleri ticaretinin adil, şeffaf ve öngörülebilir bir zeminde sürdürülmesi amacıyla 2000 yılından bu yana sürdürülen müzakerelerde, 1995 yılında yürürlüğe giren DTÖ Tarım Anlaşması temel alınarak, gelecek yıllarda dünya tarım ürünleri ticaretini yönlendirecek kural ve disiplinler belirlenmeye çalışılmaktadır.

Müzakerelerin ana hedefleri, tarım ürünleri ticaretinde pazara giriş koşullarının iyileştirilmesi, ihracat sübvansiyonlarının kaldırılması ve ticareti bozucu iç desteklerin önemli oranda azaltılmasıdır. Bu çerçevede, müzakereler  üç alanda (pazara giriş, iç destekler ve ihracat sübvansiyonları) devam etmektedir.

Türkiye’nin izlediği temel strateji,  tarım ürünlerine yönelik tarifelerde tedrici bir indirim sağlanması, pazara girişte GYÜ’lere verilmesi öngörülen esnekliklerin ülkemiz ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde mümkün olduğunca geniş kapsamlı tanımlanması ve özellikle GÜ’lerce sağlanan ticareti bozucu iç destek ve sübvansiyonların dünya tarım ürünleri ticaretinde rekabetçi koşulların tesisi amacıyla en aza indirilmesi yönünde olmuştur.

Ülkemiz açısından en hassas müzakere alanı olan pazara girişte, tarım sektörümüzün var olan tarifelerle dahi korunmasının zor olduğu göz önünde bulundurulduğunda özel ve lehte muamele kapsamında elde edilecek esneklikler (Özel Korunma Önlemleri Mekanizması (Özel Korunma Önlemleri Mekanizması, tarım müzakerelerinin pazara giriş başlığı altında müzakere edilen bir husustur. SSM’in  GYÜ’lere ithalat artışı veya ithal malın fiyatının belirli bir eşik değerin altına düşmesi halinde, ilave vergi uygulayabilme imkanı getirmesi öngörülmektedir.) gibi) önemli görülmüştür. Bu alanda ülkemiz, G-33 grubu (G-33 Grubu Üyeleri: Antigua ve Barbuda, Barbados, Belize, Benin, Botswana, Fildişi Sahilleri, Filipinler, Kongo, Küba, Dominik Cumhuriyeti, El Salvador, Grenada, Guatemala, Guyana, Haiti, Honduras, Hindistan, Endonezya, Jamaika, Kenya, Kore, Madagaskar, Mauritus Adaları, Moğolistan, Mozambik, Nikaragua, Nijerya, Pakistan, Panama, Peru, Saint Kitts, Saint Lucia, Saint Vincent, Senegal, Sri Lanka, Surinam, Tanzanya, Trinidad ve Tobago, Türkiye, Uganda, Venezüella, Zambiya ve Zimbabve. G-33 Grubu, tarımda pazar açılımının sınırlı düzeyde tutulmasını  ve müzakerelerde GYÜ’ler’e esnekliklerin sağlanmasını savunmaktadır.) ile birlikte hareket ederek, GYÜ’lerin ithalat baskısına karşı yerli üretimin korunması amacıyla gümrük vergilerinin artırılabilmesini sağlayacak özel korunma önlemleri mekanizmasının ülkemiz ihtiyaçlarını yansıtacak şekilde şekillendirilmesini teminen, teknik tartışmaları yakından izlemiştir.

Müzakerelerin devam ettiği üç alanda, Doha Kalkınma Turu başladığından bu yana sonuç alınabilen tek alan ihracat sübvansiyonları alanı olmuştur.  15-19 Aralık 2015 tarihlerinde Nairobi’de düzenlenen DTÖ X. Bakanlar Konferansı’nda ihracat sübvansiyonlarının kaldırılması kararı alınmıştır. Karara göre, GÜ’ler birtakım ürünler hariç olmak üzere, ihracat sübvansiyonlarını Kararın alındığı tarihte derhal kaldırmıştır.  Kararda, GYÜ’lerin ise tarım ürünlerine (bazı ürünler için GYÜ’lere esneklik sağlanarak, bu ürünler için ihracat sübvansiyonlarını kaldırma süresi 2022’ye uzatılmıştır.) sağlanan ihracat sübvansiyonlarını 2018 yılı sonunda kaldırması hüküm altına alınmıştır.  Ülkemiz de ihracat sübvansiyonu taahhüdünde bulunan 18 ülkeden biridir. Nairobi Bakanlar Konferansı Kararı’nın ülkemiz açısından uygulanmasına yönelik iç değerlendirme süreci devam etmektedir.

Müzakerelerde, mevcut durum itibariyle iç desteklere bir üst limit getirilmesi ve bahse konu desteklerin sınırlandırılmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir. İç destekler konusu, müzakerelerde çok sayıda üye için önceliğini korumakta olup, konunun nasıl ele alınacağı hususunda farklı görüşler bulunmaktadır.

Özel Korunma Önlemleri Mekanizması ve Gıda Güvenliği Amaçlı Kamu Stok Programları hususları, G-33 Grubu için müzakerelerdeki önceliğini korumaktadır. Ancak her iki hususta da müzakerelerde ilerleme sağlanamamıştır. Özel Korunma Önlemleri Mekanizması müzakerelerinin pazara giriş alanıyla, Gıda Güvenliği Amaçlı Kamu Stok Programları müzakerelerinin ise iç destekler alanıyla bağlantılandırılması sonuç alınmasına engel olmaktadır.

II-Tarım Dışı Ürünlerde Pazara Giriş

Tarım Dışı Ürünlerde Pazara Giriş (NAMA) müzakereleri ile küresel mal ticaretinin yaklaşık %90’nına karşılık gelen tarım dışı ürünlerin ticaretinde uygulanan tarifelerin sistemsel bir şekilde azaltılarak dünya mal ticaretinin kapsamlı bir şekilde serbestleştirilmesi amaçlanmaktadır. Bu alanda yapılan müzakereler; tarife indirim taahhütlerinin belirlenmesi, sektörel inisiyatifler ve tarife dışı engeller (TDE) olmak üzere üç temel konu üzerinden yürütülmektedir.

Yapılacak tarife indirimleri için yüksek tarifelerde daha fazla, düşük tarifelerde ise daha az indirim yapılmasını teminen, doğrusal olmayan bir formül üzerinde çalışılmaktadır. Ayrıca, belirlenecek formülün GYÜ’lerin GÜ’lere kıyasla daha düşük oranda tarife indirimine gitmesine im kan sağlayacağı öngörülmektedir.  Müzakereler kapsamında yer alan sektörel inisiyatifler, hedeflenen sektörlerde genel formül indiriminin ilerisinde bir liberalizasyonu amaçlamaktadır. Bu girişimler (Sanayi Makineleri, Kimyasallar, Hammaddeler, Mücevherat ve Değerli Taşlar, Ormancılık Ürünleri, Tekstil ve Konfeksiyon, Otomotiv ve Yan Sanayi, Balıkçılık ve Balıkçılık Ürünleri, Bisiklet ve Yan Sanayi, Elektronik ve Elektrik Ürünleri, El Aletleri, Sağlık Sektörü, Oyuncaklar, Spor Malzemeleri.), katılımı zorunlu olmayan tekliflerden oluşmaktadır. TDE’ler konusu ise NAMA müzakereleri sonucunda sağlanacak serbestleşmenin teknik engeller yoluyla erozyona uğratılmaması amacıyla bir takım disisplinlerin oluşturulmasını ve var olan disiplinlerin iyileştirilmesini amaçlamaktadır.

III-Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşması

Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşması DTÖ 9. Bakanlar Konferansı Bakanlar Deklarasyonu ile kabul edilmiştir.
27 Kasım 2014 tarihinde gerçekleştirilen DTÖ Genel Konsey toplantısında, Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşması’nın bir mal ticareti anlaşması olarak DTÖ Anlaşması EK 1A’ya eklenmesine dair Protokol kabul edilmiştir. Anlaşma, 22 Şubat 2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 

IV-Kurallar Müzakereleri

Doha Kalkınma Gündemi’nin bir parçasını teşkil eden “Kurallar Müzakereleri”,
  1. GATT  Madde VI Anlaşması (Anti-Damping Anlaşması - ADA) ile Sübvansiyonlar ve Telafi Edici Önlemler Anlaşması (SCM)
  2. Balıkçılık Sübvansiyonları
  3. Bölgesel Ticaret Anlaşmaları
alanlarındaki disiplinlerin açıklığa kavuşturulması ve iyileştirilmesi amacına yöneliktir. Doha Bakanlar Deklarasyonu’nun 28. Paragrafı’nda, Anlaşmaların temel prensipleri ve kavramları korunurken, GYÜ’ler ile EAGÜ’lerin ihtiyaçları da dikkate alınarak bu alanlardaki mevcut disiplinlerin açıklığa kavuşturulması ve geliştirilmesi talimatlandırılmıştır. Balıkçılık sübvansiyonlarına ilişkin müzakerelere, özellikle GYÜ ve EAGÜ’lerin ihtiyaçlarına hitap etmesi açısından, Bakanlarca özel önem atfedilmiştir.

Üyeler arasındaki keskin fikir ayrılıkları nedeniyle Balıkçılık Sübvansiyonları Müzakereleri dışında kalan Kurallar konularında kayda değer bir ilerleme sağlanamamıştır.

Balıkçılık Sübvansiyonları Müzakereleri

DTÖ Balıkçılık Sübvansiyonları Müzakereleri ile balıkçılık faaliyetlerine sağlanan sübvansiyonlar için disiplinlerin belirlenmesi, iyileştirilmesi ve açıklığa kavuşturulması hedeflenmektedir. Bu kapsamda hali hazırda devam eden müzakerelerde; yasadışı, kayıt dışı ve düzenlenmemiş (illegal, unreported and unregulated - IUU) balıkçılığa, aşırı avlanmış stoklara yönelik sürdürülen faaliyetlere sağlanan ve kapasite artışına neden olan sübvansiyonlara disiplinler getirilmesi öngörülmektedir.

Doha Kalkınma Gündemi konuları arasında yer alan Kurallar Müzakereleri kapsamında 2002 yılında balıkçılık sübvansiyonları konusunda müzakerelere başlanılmıştır. Anlaşma ile getirilmesi hedeflenen düzenlemeler 2015 yılında BM’nin 193 üyesi tarafından oy birliği ile kabul edilen “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri 2030 Gündemi” kapsamında da yer almıştır. Bu kapsamda, “Okyanus ve Deniz Kaynaklarının Korunması ve Sürdürülebilir Kullanımı” başlıklı 14. Hedef 2020 yılına kadar kapasite fazlasına, aşırı avlanmaya neden olan ve IUU balıkçılık faaliyetlerini artıran sübvansiyonların sonlandırılması hedefini koymaktadır.

2017 yılından itibaren müzakerelerin hız kazandığı Balıkçılık Sübvansiyonları Müzakerelerinin 2020 yılında yapılacak DTÖ Bakanlar konferansına kadar sonuçlandırılması ve anılan Konferansta DTÖ üyesi ülkeler tarafından kabul edilerek en kısa sürede yürürlüğe konulması hedeflenmektedir.  
 

DTÖ TİCARETİN KOLAYLAŞTIRILMASI ANLAŞMASI


1. Giriş ve Anlaşmaya İlişkin Son Durum
Ticaretin kolaylaştırılması geniş anlamıyla malın üretiminden son kullanıcıya ulaşana kadar tabi olduğu tüm işlem ve prosedürlerin basitleştirilmesi ve uyumlaştırılması, formalitelerin azaltılması olarak tanımlanmaktadır. Ticaretin kolaylaştırılması kavramı, aynı zamanda bilgi teknolojileri ve otomasyonun uygulanması yoluyla dış ticaret ve lojistik altyapısının güçlendirilmesini de içermektedir.

Ticaretin Kolaylaştırılması, müzakere konusu olarak, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) gündemine Doha Kalkınma Müzakerelerinin bir parçası olarak taşınmış, 10 yıla yakın süren zorlu müzakereler sonucunda, 3-6 Aralık 2013 tarihlerinde Bali’de gerçekleştirilen DTÖ 9. Bakanlar Konferansı sırasında Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşması üyeler tarafından kabul edilmiştir. 27 Kasım 2014 tarihinde gerçekleştirilen DTÖ Genel Konsey toplantısında ise, Anlaşmanın bir mal ticareti anlaşması olarak DTÖ Kuruluş Anlaşmasına eklenmesine karar verilmiştir.

Anlaşma DTÖ üyesi ülkelerinin 2/3’ü tarafından onaylanması ile 22 Şubat 2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ülkemiz de Anlaşmaya ilişkin iç onay sürecini tamamlayarak “Kabul Belgesi”ni 16 Mart 2016 tarihinde DTÖ Genel Direktörüne tevdi edilmiştir.

2. Anlaşmanın Genel Olarak İçeriği
 
Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşması, genel itibarıyla;
  • GATT Madde V (Transit Serbestisi),
  • GATT Madde VIII (Ticaretle İlgili Ücretler ve Formaliteler),
  • GATT Madde X (Ticaret Mevzuat ve Uygulamalarının Şeffaflığı ve Yeknesaklığı),
hükümlerinin açıklanması ve geliştirilmesi amacıyla kaleme alınan hükümler ile gümrük idareleri arasında işbirliğinin geliştirilmesi ve özel ve lehte muamele hükümlerini içermektedir.
Anlaşma temel olarak üç bölümden oluşmaktadır:
  1. Ticaretin Kolaylaştırılmasına Yönelik Yükümlülükler, Gümrükler Arası İşbirliği
  2. Özel ve Lehte Muamele
  3. Kurumsal ve Son Hükümler
Bunlardan birinci bölüm, ticaretin kolaylaştırılması amacıyla üyelerin uygulamaya koyması beklenen esaslı hükümleri içerirken, ikinci bölüm, gelişmekte olan ve en az gelişmiş üye ülkelerin Anlaşmayı ne şekilde uygulayacakları ve uygulamalarına ilişkin esneklikleri içermektedir. Kurumsal ve son hükümler ise Ticaretin Kolaylaştırılması Komitesi, Ulusal Ticaretin Kolaylaştırılması Komiteleri, Anlaşmaya ilişkin genel istisnalar gibi yatay uygulama konularını içermektedir.

Anlaşmanın gerek müzakere, gerek yürürlüğe giriş hazırlıkları sürecinde ülkemizce aktif katılım sağlanmış ve başta ülkemiz için kritik önem taşıyan transit serbestisi hükümleri olmak üzere, Anlaşma metninin oluşturulmasına ciddi katkı sunulmuştur.

Anlaşmada;
  • Ticaret Mevzuatının Yayımlanma Yükümlüğünün Geliştirilmesi ve İnternetten Yayımlama,
  • Ticaret Mevzuat ve Uygulamalarıyla İlgili Bildirim Noktaları Kurulması,
  • Bağlayıcı Ön Karar Mekanizması, 
  • Transit Serbestisinin Geliştirilmesi,
konularında ülkemizce hazırlanmış olan paragraflar yer almaktadır. Anılan konular arasında transit serbestisi öne çıkmaktadır.

3. Transit Serbestisi
 
Ülkemiz taşımacılarının hedef pazarlara ulaşma yolunda transit geçişlerde başta kota sorunu olmak üzere, hizmetle orantılı olmayan ücretler ve zorunlu “mod” belirlemeleri gibi çeşitli kısıtlayıcı ve ayrımcı uygulamalara maruz kaldıkları malumlarıdır. Bu çerçevede, Anlaşmanın transit serbestisi başlığı altındaki hükümleri ülkemiz için özel bir önem taşımaktadır.

Ülkemizce hazırlanan bir hüküm ile transitte kota ve benzeri gönüllü kısıtlamaların uygulanmayacağı esas olarak kaydedilmiştir.  Söz konusu hükmün, transit trafik üzerinde kota uygulamasını Anlaşma yürürlüğe girer girmez kaldırması beklenmemekle birlikte, ülkemiz argümanlarına güç kattığı ve kota uygulamasının hukuki dayanağını ciddi olarak erozyona uğrattığı değerlendirilmektedir.

Ülkemizin Anlaşma metninde nihai olarak yer alan transitte ücretler konulu teklifi ile verilen hizmetle orantılı olanlar hariç olmak üzere "transit geçişe izin verme" karşılığında alınan ücretler yasaklanmaktadır. Hüküm ile  bazı AB üyesi ülkelerce uygulanan kotanın tükendiği durumlarda parayla geçiş belgesi satılması uygulaması DTÖ kuralları açısından sorgulanabilir hale gelmektedir. 

Anlaşma metninde yer alması temin edilen transitte cezalar konulu hükümle, transit trafik üzerindeki cezalar, ilk kez bir DTÖ Anlaşması ile disipline edilmekte, cezaların objektif ve kabahatle orantılı olması temin edilmektedir.

Ülkemizce hazırlanarak nihai anlaşma metninde yer alması temin edilen transit üzerindeki düzenlemelerle ilgili hükümle, transit trafik ile ilişkili her türlü düzenlemenin trafiği gerektiğinden fazla kısıtlamaması ve trafik üzerinde örtülü bir kısıtlama oluşturmaması temin edilmektedir. Söz konusu hükümle GATT Madde V ile öngörülen transit serbestisi hükümleri güçlendirilmekte ve transit serbestisi konusunda  DTÖ'de gündeme gelebilecek herhangi bir anlaşmazlık sürecinde ülkemiz tezlerine zemin kazandırılmaktadır.

4. Anlaşmadan Beklenen Ekonomik Fayda
 
Dünya Ticaret Örgütü tarafından çalışmalarda, Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşmasının tam olarak uygulanmasıyla ortaya çıkacak ekonomik faydaya dair aşağıdaki saptamalar yapılmıştır:
  • Anlaşmanın ülkelerin gelişmişlik düzeylerine göre ticaret maliyetlerini %9,6 ile %23,1 arasında azaltması beklenmektedir. Bu açıdan en büyük faydanın EAGÜ’lerce sağlanacağıöngörülmektedir.
  • Anlaşmanın ortalama ihracat süresini yaklaşık 2 gün, ortalama ithalat süresini ise 1,5 gün azaltması öngörülmektedir.
  • Gelişmekte olan ülkelerin toplam ihracatının yıllık olarak 170 ile 730 Milyar $ arasında artması beklenmektedir.
  • Küresel ölçekte ihracatın 750 Milyar $ ile 1 Trilyon $ arasında artması beklenmektedir.

5. Anlaşma Hükümleri
 
Ülkemiz gümrük ve dış ticaret altyapısı bakımından, dünyada benzer ülkeler arasında iyi bir konuma sahiptir ve Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşması’nda yer alan yükümlülükleri uygulamaktadır.
           
Madde 1: Yayımlama ve Şeffaflık

Madde; üyelerin ticaretle ilgili, ithalat, ihracat ve transit prosedürleri, uygulanan tarife oranlarıyla ücret ve harçlar dahil olmak üzere, tüm prosedür ve düzenlemelerini yayımlamalarını gerektirmektedir. Madde ayrıca, üyelerin ihracat ve ithalatla ilgili temel prosedürlerin internetten yayımlanmasını ve ticaretle ilgili soruları yanıtlayacak bir bildirim noktası kurulmasını öngörmektedir.
           
Madde 2: Önceden Yayımlama ve Danışma 
Madde, üyelerin ticaretle ilgili yeni veya değiştirilen mevzuatı, tarife değişiklikleri gibi önceden yayımlanmasında sakınca olabilecek mevzuat hariç, belirli bir süre önceden yayımlamasını öngörmektedir. Maddede yer alan bir başka hükümle, üyelerin ticaretle ilgili yeni ve değiştirilen mevzuata ilişkin ilgili çıkar gruplarının görüşlerinin alınmasına imkân tanıması öngörülmektedir. 
           
Madde 3: Ön Karar Mekanizması

Madde, üyelerin, ticaret erbabına önemli ölçüde öngörülebilirlik sağlayan “bağlayıcı ön karar” mekanizmasını öngörmektedir. Tarife sınıflandırılması ve menşede ön karar verilmesi zorunluyken, gümrük kıymeti, muafiyetler ve tarife kotaları gibi unsurlarda ön karar verilmesi ihtiyari kılınmıştır.
           
Madde 4: Temyiz/İtiraz Prosedürleri
Madde, ticaretle ilgili otoritelerin karar ve işlemlerine ilişkin tacirlere tarafsız ve şeffaf bir şekilde idari ve adli itiraz hakkı tanınmasını öngörmektedir.
           
Madde 5: Tarafsızlık/Ayrımcılık Yapmamayı Güçlendiren Önlemler
Madde, tarım ürünlerinde Avrupa Birliği’nin uygulamakta olduğu “erken uyarı sistemi” (rapid alert) benzeri sistemleri disipline etmeyi ve bu sistemlerin ticareti engelleyici olarak kullanılmasını engellemeyi amaçlamaktadır. Madde’de ayrıca, malların alıkonulması ve test prosedürlerine ilişkin hükümler bulunmaktadır.
           
Madde 6: Ücret ve Harçlar
Madde, ticaretle bağlantılı ücret ve harçların disipline edilmesini amaçlamaktadır. Ücret ve harçların verilen hizmetle orantılı olması öngörülmektedir.          
           
Madde 7: Malların Teslimi ve Gümrüklenmesi

7. Madde, ticaretin kolaylaştırılması alanında, özellikle gümrük uygulamalarında birçok önlemi içeren kapsamlı bir maddedir. Maddenin alt paragraflarında yer alan uygulamalar aşağıda özetlenmektedir:
Varış Öncesi İşlem, mallar gümrük idaresine fiilen ulaşmadan gümrük işlemlerinin tamamlanması imkânını öngören bir hükümdür.
Elektronik Ödeme, ithalat ve ihracat işlemlerinden doğacak vergi, ücret ve harçların elektronik ortamda ödenmesine izin verilmesini öngörmektedir.       
Malların teslim ve gümrüklemesinin ayrılması hükmü, malın tüm gümrük işlemleri tamamlanmamasına rağmen, belli bir teminat karşılığında, ithalatçıya teslimini öngörmektedir.
Risk Yönetimi, gümrüklerde kontrollerin risk yönetimi esaslarına göre gerçekleştirilmesini öngörmektedir.
Sonradan Denetim, gümrüklerdeki muayene ve denetimlere alternatif olarak, dış ticaret şirketlerinin uzman kadrolar tarafından belge ve defterler üzerinden denetlenmesini ifade etmektedir.           
Ortalama Teslim Sürelerinin Ölçülmesi ve Yayımlanması, tacirler için şeffaflık ve öngörülebilirliğin artırılması amacıyla, ortalama teslim sürelerinin yayımlanmasını öngörmektedir.
Yetkilendirilmiş Yükümlü uygulaması, belli mali şartları haiz ve gümrük işlemlerinde üstün bir sicile sahip firmalara, gümrük idaresiyle işlemlerinde belli ayrıcalıklar ve kolaylıklar sağlanmasını öngörmektedir.
Hızlandırılmış Sevkiyat konulu hüküm, üyeler tarafından belli standartları haiz hızlı kargo taşımacıları tarafından taşınan mallara gümrük işlemlerinde çeşitli kolaylık ve avantajların sağlanmasını öngörmektedir.
Bozulabilir Ürünler hükmü, bozulabilir ürünler tanımına giren tarım ürünleri ve diğer ürünlerin özel niteliği nedeniyle gümrüklerden daha hızlı geçişlerinin temin edilmesi ve yerinde gümrükleme gibi çeşitli avantajların sağlanmasını öngörmektedir.
           
Madde 8: Sınır Otoriteleri Arasında İşbirliği

Madde, üyelerin ülke içlerindeki gümrük noktalarında yeknesak uygulamalara sahip olmalarını gerektirmektedir. Madde ayrıca, tam bağlayıcı olmamakla beraber, komşu sınır idarelerinin çalışma saatlerinin uyumlaştırılması, ortak kontroller veya ortak prosedür ve formaliteler gibi usullerle işbirliği yapmasını öngörmektedir.
           
Madde 9: İthal Malların Gümrük Kontrolü Altında İlerleyişi (İç Transit)

Madde, üyelerin, iç transit olarak da adlandırılan, ülke toprakları içindeki gümrük noktalarında ve ülke içindeki varış noktalarında gümrük işlemlerinin gerçekleştirilmesine izin vermeleri öngörmektedir.
           
Madde 10: İthalat, İhracat ve Transit ile İlgili Formaliteler

10. Madde, ithalat, ihracat ve transitle ilgili formalitelerin azaltılması doğrultusunda birçok hüküm içeren kapsamlı bir maddedir:
Formaliteler ve Dokümantasyon Yükümlülükleri hükmüyle formalite ve talep edilen belgelerin tedrici olarak azaltılması öngörülmektedir.
Kopyaların Kabul Edilmesi hükmü ticaretle ilgili belgelerin kopyalarının kabul edilmesini ve belgenin orjinali kurumda olduğunda ilgiliden tekrar talep edilmemesini öngörmektedir.
Uluslararası Standartların Kullanılması, üyelerin ticaretle ilgili prosedürlerin hazırlanmasında mümkün olduğunca uluslararası standartları temel almasını öngörmektedir.
Tek Pencere hükmü üyelerin tedrici olarak tek pencere uygulamasının hayata geçirmesini öngören, bağlayıcı olmayan bir hükümdür. Sevk Öncesi İnceleme ile ilgili hüküm, tarife sınıflandırması ve gümrük kıymeti konusunda zorunlu sevk öncesi inceleme uygulaması yasaklamaktadır.  Gümrük Müşavirleri konusundaki hüküm, üyelerin zorunlu gümrük müşavirliği uygulamasını kaldırmaktadır.     Ortak Gümrük Prosedürleri ve Yeknesak Dokümantasyon Yükümlülükleri konusundaki hüküm, üyelerin toprakları boyunca tüm gümrük kapılarında yeknesak formalite ve belge yükümlülüklerini uygulamalarını gerektirmektedir.           Reddedilen Mallar hükmü, gümrüklerde herhangi bir gerekçeyle reddedilen malların, ihracatçıya iadesini öngörmektedir.
Geçici İthalat, Dahilde/Hariçte İşleme başlıklı hüküm üyelerin geçici ithalat, dahilde ve hariçte işleme rejimlerine ilişkin disiplinleri içermektedir.
           
Madde 11: Transit Serbestisi

Tüm Anlaşma içinde ülkemizce en fazla önem verilen transit serbestisi maddesi yine kapsamlı hükümleri içermektedir. Bu hükümler arasında transit trafik üzerindeki düzenlemelerin disipline edilmesi , transit üzerindeki gönüllü kısıtlamaların kaldırılması , transit geçiş üzerinden alınan ücretlerin ve teminatların disipline edilmesi transitte konvoyların uygulanması ve ayrımcılık yapılmamasına yönelik hüküm yer almaktadır.       
           
Madde 12: Gümrükler arası İşbirliği

Uzun ve kapsamlı bir madde olan 12. Madde ile mevcut durumda ikili işbirliği anlaşmalarıyla yürütülen gümrük idareleri arasındaki vergi kaybını ve kaçakçılığı önlemeamaçlı bilgi ve belge paylaşımı çok taraflı ortama taşınmaktadır. Söz konusu madde, bu işbirliğinin esaslarını belirlemektedir.
           
Madde 13-22: Özel ve Lehte Muamele

Gelişmekte olan ve en az gelişmiş üye ülkelerin Anlaşmayı ne şekilde uygulayacakları ve uygulamalarına ilişkin esneklikleri içermektedir.

Madde 23-24: Kurumsal ve Son Hükümler
Ticaretin Kolaylaştırılması Komitesi, Ulusal Ticaretin Kolaylaştırılması Komiteleri, Anlaşmaya ilişkin genel istisnalar ve Anlaşmazlıkların Halli Mekanizmasına başvuru gibi yatay uygulama konularını içermektedir.
 

DTÖ ANLAŞMAZLIKLARIN HALLİ MEKANİZMASI

 

 
 
 
 
 
 
GATT 1947
1947 yılında imzalanan Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT 1947), İkinci Dünya Savaşı sonrasında uluslararası ticaretin düzenlenmesi açısından meydana gelen en önemli gelişmedir. GATT 1947, bir Bretton Woods kuruluşu olan Uluslararası Ticaret Örgütü’nü (ITO) kuracak Şart’ın yürürlüğe girmesine kadar geçici olarak uygulamaya konulmuştur. Ancak, Şart’ın Amerika Birleşik Devletleri Kongresi tarafından onaylanmaması nedeniyle ITO’nun kurulması mümkün olmamıştır. Bu nedenle geçici olarak yürürlüğe konulan GATT 1947, 47 yıl boyunca uygulanmış ve dünya ticaretinde genel kabul gören bir çerçeve oluşturmuştur. 1994 yılında imzalanan Dünya Ticaret Örgütü’nü (DTÖ) Kuran Anlaşma ve ekinde yer alan Anlaşmalar (DTÖ Anlaşmaları) ise, GATT 1947’nin üstlenmiş olduğu rolü yaptırım gücü ile desteklenmiş hukuksal bir platforma taşımıştır.
 
 
 
 
GATT 1994 ve DTÖ
Öte yandan, DTÖ’yü Kuran Anlaşma (Kurucu Anlaşma), GATT 1947 hükümlerini ve uygulanmasını yürürlükten kaldırmamış, aksine GATT 1947 sonrası dönemde üye devletlerin “Round” olarak bilinen sekiz müzakere turu sonrasında kaydettikleri gelişmeleri de içerecek şekilde anılan hükümleri GATT 1994 altında bünyesine katmıştır. DTÖ Kurucu Anlaşması’nın yürürlüğe girmesi ile birlikte dünya ticareti, GATT 1994’e ilave olarak DTÖ şemsiyesi altında yer verilen toplam 61 anlaşma, ek, mutabakat ve karardan oluşan hukuki bir zemin üstünde şekillenmiştir.
 
Anlaşmazlıkların Halli Kural ve Usulleri
Hakkındaki Mutabakat Metni (AHMM)
Söz konusu hukuki yapının güvencesini ise DTÖ Anlaşması ekinde  yer verilen Anlaşmazlıkların Halli Kural ve Usulleri Hakkındaki Mutabakat Metni (AHMM) oluşturmaktadır. AHMM, DTÖ Kurucu Anlaşması ve ekinde yer verilen Anlaşmaların uygulanması veya yorumlanması sebebiyle üye devletler arasında çıkabilecek anlaşmazlıklara çözüm getirilmesi amacıyla düzenlenmiştir. AHMM kapsamında, DTÖ üyesi bir ülkenin DTÖ Anlaşmalarından kaynaklanan haklarının ihlal edilmesi halinde hakkını Panel ve Temyiz Organı önünde aramasına olanak sağlanmıştır. Anlaşmazlıkların Halli Mekanizması (AHM) olarak bilinen bu mekanizma, DTÖ üyesi ülkeler arasındaki anlaşmazlıkların en kısa sürede ve kesin olarak çözüme ulaştırılmasını amaçlamaktadır. Mekanizma, sadece devletler arasındaki ticari anlaşmazlıklara uygulanabilmektedir; şahıslar veya firmalar arasındaki ticari uyuşmazlıklar mekanizma dışında kalmaktadır. AHM, anlaşmazlıkların halli yolunda bugüne kadar büyük bir başarı göstermiştir.
 
DTÖ
AHMM’nin Getirdiği Temel Yenilikler
Esasen GATT 1947 döneminde de, anlaşmaya taraf devletler arasında ortaya çıkabilecek anlaşmazlıkların halli için bir mekanizma öngörülmüştür. Ancak, bu mekanizmanın diplomatik yönü ağır basmakta ve anlaşmazlıkların daha çok danışmalar yoluyla çözümü öngörülmekteydi. DTÖ AHM ise, GATT dönemi mekanizmasından farklı olarak anlaşmazlıkların çözümünü daha detaylı kurallara bağlamıştır. Bu kapsamda, anlaşmazlıkların halli çerçevesinde izlenen prosedürün değişik aşamaları sürelerle sınırlandırılmış, AHM kapsamında bir Temyiz Organı oluşturulmuş, Panel ve Temyiz Organı kararlarına uyulmaması halinde alınabilecek önlemler ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Öte yandan, AHM kapsamında, GATT dönemine göre çok önemli bir yenilik getirilerek Panel ve Temyiz Organı kararlarının otomatik olarak kabulü sağlanmıştır. Nitekim GATT döneminde panel kararlarının oybirliğiyle (konsensus) kabul edilmesinin öngörülmesi nedeniyle, bir üyenin (şikâyet edilen ülkenin dahi) kararı bloke etme imkânı bulunurken, yeni düzenlemede, panel kararları oybirliğiyle reddedilmedikçe (negatif konsensus) otomatik olarak kabul edilmiş sayılmaktadır.
 

DTÖ ANLAŞMAZLIKLARIN HALLİ MEKANİZMASININ AKTÖRLERİ
 
Taraflar: DTÖ Anlaşmazlıkların Halli mekanizmasında çözümlenecek bir anlaşmazlığa sadece DTÖ’ye üye devletler taraf olabilir. Üye olmayan devletler dışında özel firmalar, sivil toplum örgütleri gibi diğer gerçek veya tüzel kişiler anlaşmazlıklara taraf olamazlar.
 
Panel: Paneller, her bir anlaşmazlık için özel olarak ve o panele mahsus olmak üzere (ad hoc) kurulurlar; anlaşmazlıkla ilgili karar verdiklerinde görevleri sona erer. Paneller, 3 veya 5 panelistten oluşur. Panelistler, DTÖ üyesi ülkelerinin devlet görevlilerinden ya da devlet görevlisi olmayan kişiler arasından seçilebilirler. Bununla beraber, taraflar aksini kararlaştırmadığı müddetçe, anlaşmazlığın tarafı ya da anlaşmazlığa üçüncü taraf olarak katılan ülkelerin vatandaşları, o anlaşmazlıkta panelist olarak görev yapamazlar. Panelistlerin seçimine yardımcı olmak amacıyla DTÖ Sekretaryasınca devlet görevlilerinden ve devlet dışı görevlilerden oluşan bir panelist listesi hazırlanmaktadır. DTÖ üyeleri periyodik olarak söz konusu listede yer almasını istedikleri kişileri Sekreterya’ya bildirmektedirler. Söz konusu isimler, AHO onayından sonra listede yer alabilmektedir. DTÖ Genel Müdürü, taraflar üzerinde anlaşamadığı takdirde, panelistleri ya da panelisti atayabilmektedir.
 
Temyiz Organı: Panellerin aksine devamlı bir organdır. AHO tarafından dört yıllığına seçilen yedi üyeden oluşur. Üyeler uluslararası hukuk konusunda uzmanlık ve tecrübe sahibi kişilerden seçilir. Temyiz Organı’na üye seçilirken tüm DTÖ üyelerinin temsili

ilkesi göz önünde tutulur. Bu çerçevede, seçim yapılırken temsilcinin vatandaşı olduğu ülkenin dünya ticaretinden aldığı pay, coğrafi konumu, gelişmişlik düzeyi ve ait olduğu hukuk sistemi gibi nitelikler göz önüne alınır. Bununla birlikte, Temyiz Organı üyeleri göreve başladıktan sonra bağımsız ve tarafsız olarak hareket etmek durumundadırlar.
 
Üçüncü Taraflar: Danışmalara ve panellere, DTÖ’ye üye ülkelerin üçüncü taraf olarak katılımı mümkündür. Üye ülkeler dışındaki gerçek veya tüzel kişiler panellere üçüncü taraf olamazlar. Danışmalar ve panel aşamasında üçüncü taraf olmak isteyen ülkelerin anlaşmazlıkla ilgili olarak ticari menfaatinin olması beklenir.
 
DTÖ Sekretaryası: Hukuki, tarihi ve usule ilişkin konularda yardımcı olmak; teknik destek vermek ve sekretarya hizmetlerini yerine getirmek üzere, tüm Panellerde DTÖ Sekretaryası’ndan biri uzman ve biri yardımcı personel olmak üzere iki temsilci bulunur.
 
Anlaşmazlıkların Halli Organı (AHO): AHO, esasen DTÖ Genel Konseyini oluşturan üye devletlerin temsilcilerinden oluşmaktadır. Genel Konsey anlaşmazlıkların halli konularını görüşmek üzere AHO olarak toplanır. AHO, panel kurma kararlarını verme, Panel ve Temyiz Organı kararlarını onaylama, Panel ve Temyiz Organı kararlarına ilgili ülkenin uyum sağlayıp sağlamadığını izleme ve uyum sağlanmadığı takdirde şikâyetçi ülkenin talebi üzerine misilleme hakkının kullanılması konusunda onay verme konularında yetkilidir.
 
ANLAŞMAZLIKLARIN HALLİ MEKANİZMASI USULÜ

 
Danışma Aşaması
Bir anlaşmazlığa ilişkin olarak, AHMM kapsamında üye ülke/ülkeler tarafından danışma talebinde bulunulması halinde, ilgili ülke tarafından 10 gün içinde talebe cevap verilmesi ve talep tarihinden itibaren 30 gün içinde danışmalara başlanması gerekmektedir. Anlaşmazlık tarafları dışında, danışmalarda önemli ticari menfaati bulunan üçüncü ülkeler de, şikâyet edilen ülkenin onay vermesi koşuluyla danışmalara katılım sağlayabilmektedirler. Danışmalar, taraflarca aksine bir karar alınmadığı takdirde 60 gün içinde sonuçlanmalıdır.
 
Panel Aşaması
İlgili üyenin danışma talebine 10 gün içinde cevap vermemesi veya 60 gün içinde çözüme ulaşılamamış olması halinde, şikâyetçi taraf AHO’dan panel kurulmasını isteyebilir. Söz konusu şikâyetin gündeme geldiği ikinci AHO toplantısında ise Panel otomatik olarak kurulmaktadır. Paneller genel olarak 3 kişiden oluşmakta ve standart çalışma usul ve esasları çerçevesinde görev yapmaktadır.
 
Üçüncü ülkeler, danışma aşamasından farklı olarak, tarafların onayına gerek olmaksızın, panel konusu olan ihtilafta önemli menfaati olması koşuluyla panele yazılı görüş sunma ve panel tarafından dinlenme imkânına sahip bulunmaktadır.
 
Panel, çalışmalarını en geç 6 ay içinde tamamlamaktadır. Panel çalışmasının 6 ay içinde sonuçlanamayacağı kanaatine varılırsa, süre 3 ay daha uzatılabilir. Panel nihai raporu üyelere dağıtıldıktan sonra, taraflardan birinin temyize gitmemesi veya oybirliği ile raporun kabul edilmemesi durumları haricinde, 60 gün içinde AHO tarafından panel raporu kabul edilir.
 
Temyiz ve
AHO Onayı
Temyiz yoluna gidilmesi halinde ise Temyiz Organı tarafından yapılan incelemenin süresi 90 gündür. Temyiz Organı raporunun, üyelere dağıtılmasından sonraki 30 gün içinde oybirliği ile aleyhte bir karar alınmadığı takdirde, rapor AHO tarafından kabul edilir.

Uygulama
Karar, taraflar için bağlayıcıdır. Kendisine kararın uygulanması için tanınan makul süre sonunda üye, düzenleme ve uygulamalarını karara uygun hale getirmediği takdirde, taraflar tazminat miktarını tespit amacıyla görüşmelere başlayabilirler. 20 gün içinde bir çözüme varılamaması halinde, şikâyetçi taraf, tavizler veya diğer yükümlülüklerin ilgili üyeye uygulanmasını askıya almak amacıyla AHO’dan izin talep edebilir. AHO oybirliğiyle talebin reddine karar vermediği takdirde askıya alma talebini kabul eder. Şikâyetçi ülke tarafından askıya alma uygulaması, şikâyet edilen ülkenin uygulamalarını DTÖ Anlaşmalarına uygun hale getirinceye kadar devam eder.
 

TÜRKİYE ve DTÖ ANLAŞMAZLIKLARIN HALLİ MEKANİZMASI
 
AHM’ye en çok başvuran ülkeler gelişmiş ülkeler olmakla birlikte, son yıllarda Brezilya, Hindistan, Çin, Rusya ve Meksika gibi ülkeler başta olmak üzere gelişme yolundaki ülkelerin de bu mekanizmaya giderek daha fazla başvurduğu görülmektedir. Düzenleme ve uygulamaları en fazla şikâyet konusu olan ülkeler ise ABD ve AB’dir.
 
Türkiye, kuruluşu itibariyle, 26 Mart 1995 tarihinden beri DTÖ üyesidir. Ülkemiz, 21 Aralık 2018 tarihi itibariyle AHM’de on altı kez yer almıştır. Bunlardan beşinde şikâyetçi; onunda ise şikayet olunan ülke konumunda bulunmuştur. Öte yandan on altı anlaşmazlığın sekizi danışma aşamasında çözülürken, yedisi panele taşınmıştır. Biri ise hâlihazırda danışma aşamasındadır. Bunun yanında Türkiye, 77 anlaşmazlığa üçüncü taraf olarak katılım sağlamıştır.
 
ÇÖZÜMLENEN ANLAŞMAZLIKLAR
 
Danışmalar aşamasında çözümlenen anlaşmazlıklar:
 
DS 237 - davacı Ekvator Taze meyve ithalatında bazı ithalat prosedürleri
DS 288 - davalı Güney Afrika Battaniyelerde kesin AD Önlemleri
DS 29 - davacı Hong Kong Tekstil, konfeksiyon ve giyim ürünlerinde ithalat kısıtlamaları
DS 43  - davacı ABD Yabancı film gelirlerinin vergilendirilmesi
DS 47  - davacı Tayland Tekstil, konfeksiyon ve giyim ürünlerinde ithalat kısıtlamaları
DS 208 - davacı Brezilya Demir ve çelik boru döşemelerinde anti-damping vergisi uygulamaları
DS 256- davacı Macaristan Macaristan’dan evcil hayvan gıdası yasağı
DS 428 - davacı Hindistan Pamuk ipliği korunma önlemleri
 
 
Panel aşamasında karara bağlanan anlaşmazlıklar:
 
DS 34 Türkiye-Hindistan, Tekstil (1996)
 
Türkiye AB ile oluşturduğu gümrük birliği nedeniyle, bazı tekstil ürünlerinde, aralarında Hindistan’ın da bulunduğu birtakım ülkelere karşı AB uygulamasına paralel olarak miktar kısıtlaması (kota) uygulamaya başlamıştır. Söz konusu uygulama, DTÖ Anlaşmalarına aykırılığı iddiasıyla Hindistan tarafından Panel’e götürülmüştür.
 
Panel, şikayet konusu yapılan miktar kısıtlamalarının GATT’ın XI. ve XIII. Maddeleri ile Tekstil Anlaşmasının 2.4. maddesine aykırı olduğuna karar vermiştir.
 
Türkiye, panel kararını temyiz etmiş ve özellikle gümrük birliği ve serbest ticaret anlaşmaları yapılmasına izin veren GATT XXIV. madde hükmü nedeniyle uygulamasının DTÖ Anlaşmaları ile uyumlu olduğunu öne sürmüştür.
 
Temyiz Organı, ülkemizin iddiasını ayrıntılı olarak incelemiş ve kısmen kabul etmiştir. Temyiz Organı, söz konusu uygulamayı, GATT’ın bazı maddelerine aykırı bulmuştur. Bununla birlikte, GATT’ın XXIV. maddesine dayanarak bir önlem alınabileceğine; ancak bunun için, Panel tarafından, öncelikle Gümrük Birliği’nin, GATT XXIV:8(a)’da tanımlandığı şekliyle varlığının araştırılması gerektiğine hükmetmiştir. Temyiz Organı, bu çerçevede, tekstil ürünlerine ilişkin olarak, söz konusu önlemler uygulanmadan da Gümrük Birliği’nin oluşturulabileceğini belirterek, Panel’in kararını gerekçesini değiştirerek onamıştır.
 
Temyiz aşaması sonrasında Türkiye ile Hindistan bir tazminat üzerinde anlaşmış ve dava böylece sona ermiştir.
 
DS211 Mısır – Türkiye, Çelik İnşaat Demiri (2000)
 
Türkiye ihraç ettiği çelik çubuklara Mısır tarafından uygulanan kesin antidamping vergilerinin DTÖ Anlaşmalarına aykırı olduğu gerekçesiyle panel sürecini başlatmıştır.
 
Panel, Türkiye tarafından iddia edildiği üzere, Mısır’ın, dampingli ithalatın yerli endüstri üzerindeki etkisini belirlemek için inceleme yaparken göz önüne alması gereken faktörlerden üretkenlik, para akışı üzerindeki gerçek ve potansiyel olumsuz etkiler, istihdam, ücretler ve sermaye veya yatırımı artırabilme kabiliyeti faktörlerini hesaba katmadığı sonucuna varmıştır. Bu çerçevede, Panel, Mısır’ın Anti-Damping Anlaşması’nın 3.4. ve 6.8. maddeleri ile Anlaşmanın 2. Ekinin 6. maddesini ihlal ettiğine karar vermiştir. Ancak, Panel, Türkiye’nin iddiasının aksine kapasite kullanımı ve yatırım getirisi faktörleri bakımından bir aykırılık olmadığı sonucuna varmıştır.
 
DS334 Türkiye-ABD, Pirinç (2005)
 
ABD tarafından, ülkemizin pirinç ithalatındaki Kontrol Belgesi Sistemi (KBS) ve Yerli Alım Şartına Bağlı Tarife Kontenjanı Sistemi (TKS) uygulamalarının DTÖ Anlaşmalarına aykırı olduğu gerekçesi ile Panel süreci başlatılmıştır.
 
Panel, şikayet konusu yapılan uygulamalardan kontrol belgesi sisteminin, şikayet konusu yapılan uygulama süresince, Tarım Anlaşması’nın 4.2. Maddesine aykırılık teşkil edecek biçimde kullanıldığı sonucuna varmıştır. Panel, ayrıca, Türkiye’nin, ithalatçılara tarife kotasına dayanarak pirinç ithal edebilmeleri için yerli pirinç alım şartı koşmasının ulusal muamele ilkesine; diğer bir ifade ile yerli ürün - ithal ürün arasında ayrımcılık yapmama yükümlülüğünü düzenleyen GATT Madde III.4’e aykırı bulmuştur. Bununla birlikte, uygulama, panel sürecinden önce yürürlükten kaldırıldığı için Panel bu konuda bir tavsiye kararı almamıştır.
 
DEVAM EDEN ANLAŞMAZLIKLAR
 
Danışma aşamasında olan anlaşmazlıklar:
 
DS573 Türkiye - Tayland Klimalara Konan İGV’ler
 
Tayland tarafından, alaşımsız sıcak haddelenmiş yassı çelik ürünlerinde 7 Haziran 2017'den beri ülkemize yönelik uygulanan ek vergilere karşı, 841510 HS Kodlu klimalarda 3 Ağustos 2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ülkemizce % 9.27 oranında ek vergi uygulanmaya başlanmıştır. Tayland yalnızca kendisine karşı uygulanan bahse konu ek verginin DTÖ Anlaşmalarına uygun olmadığını iddia ederek ülkemizi 4 Aralık 2018 tarihinde danışmaya çağırarak dava sürecini başlatmıştır.
 
Panel aşamasında olan anlaşmazlıklar:
 
DS564 ABD - Çelik ve Alüminyuma Getirilen Ek Vergiler (2018)
 
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından 23 Mart 2018 tarihinden itibaren, neredeyse tüm çelik ihracatçısı ülkelere uygulanmaya başlanan, çelikte %25 ve alüminyumda %10 olan ek gümrük vergilerinin kaldırılması için, ülkemiz tarafından ABD nezdinde gerçekleştirilen ikili girişimlerden olumlu sonuç alınamamıştır. 10 Ağustos 2018 tarihinde ise, ABD makamlarından yapılan açıklama ile ülkemizden ithal edilecek çelik ve alüminyuma uygulanan ek vergilerin %100 oranında artırılacağı duyurulmuştur.
 
Bu gelişmeler üzerine, ABD’nin Section 232 kapsamında aldığı önlemlere karşı, ülkemizce, 15 Ağustos 2018 tarihinde DTÖ Anlaşmazlıkların Halli Mekanizması kapsamında ABD’ye karşı danışma talebinde bulunulmuştur. Böylelikle dava süreci başlatılmıştır.
 
ABD ile gerçekleştirilen danışma toplantısından önlemlerin kaldırılmasına yönelik olumlu bir sonuç alınamamış olması nedeniyle, 29 Ekim 2018 tarihli Anlaşmazlıkların Halli Organı (AHO) toplantısında, uyuşmazlıkla ilgili olarak Panel kurulması talebinde bulunulmuştur. Panel 21 Kasım 2018 tarihinde gerçekleştirilen AHO Toplantısında kurulmuştur. Panel süreci devam etmektedir. Öte yandan halihazırda Section 232 önlemleri ile ilgili olarak ABD’ye karşı dava süreci başlatan ülke sayısı dokuz olmuştur. Bu ülkeler, AB, Hindistan, Çin Halk Cumhuriyeti, İsviçre, Norveç, Kanada, Rusya ve Meksika’dır.
 
DS561 Türkiye - Section 232 Önlemine Karşı Alınan Misilleme Önlemi (2018)
 
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından, 23 Mart 2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, çelik ve alüminyum ithalatına uygulanmaya başlanan ek gümrük vergilerine karşılık olarak ülkemizce misilleme önlemi yürürlüğe konmuştur. ABD’nin 10 Ağustos 2018 tarihli, vergileri % 100 oranında artırma kararı sonrasında ise misilleme önlemimiz genişletilmiştir.
 
Ülkemizin almış olduğu misilleme önlemleri ABD tarafından DTÖ’de şikâyet konusu yapılmış ve ülkemiz, 16 Temmuz 2018 tarihinde ABD tarafından danışmalara davet edilmiştir.
 
ABD ile gerçekleştirilen danışma toplantılarında uyuşmazlıkla ilgili bir uzlaşıya varılamamıştır. ABD Anlaşmazlıkla ilgili olarak Panel kurulması talebinde bulunacağını bildirmiştir. 2019 başında Panelin kurulması beklenmektedir.
 
Temyiz aşamasında olan anlaşmazlıklar:
 
DS 513 Türkiye – Fas Sıcak Haddelenmiş Sac (2016)
 
Fas tarafından ülkemiz menşeli sıcak haddelenmiş sac ithalatına uygulanan anti damping önlemine karşı 3 Ekim 2016 tarihinde anlaşmazlıkların halli süreci başlatılmıştır. Fas ile gerçekleştirilen danışmalardan bir netice alınmaması nedeniyle ülkemizin talebi doğrultusunda anlaşmazlığı ele almak üzere, 20 Şubat 2017 tarihli Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Anlaşmazlıkların Halli Organı (AHO) toplantısında panel kurulmuştur. AB, ABD, Çin, Güney Kore, Hindistan, Japonya, Kazakistan, Mısır, Rusya, Singapur, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman Panele üçüncü taraf olmuştur.
 
Panel sürecinde Türkiye, özellikle soruşturmanın ilgili Anlaşma’da öngörülen süre içinde tamamlanmaması ve anlaşmazlığın asıl konusunu oluşturan eldeki verilerin kullanımı ile ilgili olarak, Fas’ın Anti-damping Anlaşmasını ihlal etmesi üzerinde durmuştur. Bu kapsamda Fas, soruşturmayı normal olarak tamamlaması gereken sürenin ötesinde bir sürede tamamladığını panel önünde kabul etmiştir. Eldeki verilerin kullanımı konusunda ise ülkemiz, Türk firmaları ile Fas resmi istatistikleri arasında var olduğu iddia edilen 10.000 tonluk farkın gerçekte bulunmadığına ilişkin delilleri ve buna ilişkin iddialarını panel önünde dile getirmiştir.
 
Panel, uyuşmazlığa ilişkin nihai raporunu 31 Ekim 2018 tarihinde tüm DTÖ üyelerine açık şekilde yayımlamıştır. Raporunda Panel, Fas’ın Anti Damping Anlaşması’na aykırı hareket ederek Türkiye’nin DTÖ Anlaşmalarından kaynaklanan haklarına zarar verdiğine hükmetmiş ve önlemini DTÖ yükümlülükleriyle uyumlu hale getirmesini istemiştir. Fas, aleyhine sonuçlanan Panel kararını 20 Kasım 2018 tarihinde Temyiz Organına taşımıştır. Temyiz süreci devam etmektedir.
 
DS 523 Türkiye- ABD – Çelik Tüp ve Borular (2017)
 
ABD tarafından ülkemiz menşeli hat borular, karbon kaynaklı tüp ve borular, kesiti dikdörtgen kalın karbon kaynaklı çelik tüp ve borular ile petrol ve sondaj boruları ithalatına yönelik uygulanan sübvansiyona karşı telafi edici önlemlerle ilgili olarak 19 Haziran 2017 tarihinde DTÖ Anlaşmazlıkların Halli Mekanizması kapsamında panel kurulmuştur. Panele AB, Brezilya, Çin Halk Cumhuriyeti, Güney Kore, Hindistan, Japonya, Kanada, Kazakistan, Rusya Federasyonu ve Suudi Arabistan tarafından üçüncü taraf olarak katılım sağlanmıştır.
 
Panel sürecinde, uyuşmazlık çerçevesinde ülkemizce şikâyet konusu yapılan sübvansiyon soruşturmalarıyla ilgili olarak, ABD Ticaret Bakanlığı (USDOC) ile ABD Ticaret Komisyonu (ITC)’nun sübvansiyon sürecindeki çeşitli karar ve yöntemleri ele alınmıştır. Bunlar, “kamu kurumu” tanımı, “eldeki verileri kullanma” yoluna gidilmesi, “fayda” hesaplaması, “spesifiklik” tanımı (özgüllük) ve zarar tespitidir.
 
Dava süreci sonucunda Panelin uyuşmazlığa ilişkin raporu 18 Aralık 2018 tarihinde yayımlanmıştır. Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nin ülkemiz menşeli çeşitli tüp ve boruların ithalatına yönelik sübvansiyona karşı telafi edici önlem uygulaması Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) tarafından haksız bulunmuştur. Panel, ülkemizin bu konudaki haklılığını tescil etmiş; Panel, ABD’nin Sübvansiyona Karşı Telafi Edici Önlemler Anlaşması’nın çeşitli hükümlerine aykırı hareket ettiğine hükmederek ABD’nin önlemini DTÖ yükümlülükleriyle uyumlu hale getirmesini istemiştir.
 
Bu dava çerçevesinde ülkemizce en çok önem verilen husus olan, ABD’nin OYAK, ERDEMİR ve İSDEMİR’e ilişkin “kamu kurumu” tespitlerinin haksızlığı ortaya konmuştur. Bu davanın sonucu, ABD’nin bundan sonraki soruşturmalarını da etkileyecektir.
 
Raporun 16 Şubat 2019 tarihine kadar temyiz edilmesi mümkündür.
 

DTÖ'DE REFORM TARTIŞMALARI


2008 yılında başlayan küresel finansal kriz döneminde ülkeler korumacı önlemlere yönelmiş ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına aykırı veya kurallar kapsamında olup ticareti gereğinden fazla kısıtlayan pek çok ticari önlemi yürürlüğe koymuştur. Artan korumacılığa karşı DTÖ’nün etkisizliği sistem eleştirilerinin açıkça ifade edilmesine yol açmıştır. Anılan dönemden günümüze kadar sistem eleştirilerinin kapsamı genişleyerek, günümüzde tüm sistemde reform ihtiyacı somut öneriler ile dile getirilmeye başlanmıştır.

DTÖ’de reform tartışmalarının son dönemde önemli bir gündem maddesine dönüşmesinde ABD ve Çin Halk Cumhuriyeti arasında başlayarak etkileri çok sayıda ülkeye yayılan “Ticaret Savaşları”nın etkisi önemlidir.

Bu zamana kadar yapılan tartışmalar ışığında DTÖ reformu konusu öncelikli olarak;
• GYÜ’lere sağlanan Özel ve Lehte Muamele (Gelişme yolundaki ülkelere DTÖ hükümleri kapsamında ilave esnekliklerin tanınması) sisteminin gözden geçirilmesi, buna bağlı olarak GYÜ’lerin statülerinin yeniden değerlendirilmesi ve değerlendirme için kriterlerin belirlenmesi,
• İç destekler ve sübvansiyonlar konusunda taahhütlerin gözden geçirilmesi,
• Anlaşmalardan doğan bildirim yükümlülüklerinin daha bağlayıcı olması ve yaptırım mekanizmasının tesisi,
• Anlaşmazlıkların Halli Organı ve Temyiz Organının işleyiş kurallarının yeniden tarif edilmesi,
• Doha Kalkınma Gündeminin yanı sıra günümüz ihtiyaçlarını yansıtan yeni konuların da DTÖ gündemine alınması, üyelerin keyfi şekilde müzakereleri tıkamasının engellenmesi,
• Çok taraflı müzakerelerin tıkandığı noktalarda istekli ülkeler için çoklu müzakere seçeneğinin işlevsel hale getirilmesi
hususlarına odaklanmaktadır.