Diğer Uluslararası Kuruluşlar

G20

Amaç ve İşleyiş

Uluslararası ekonomik işbirliği kapsamında temel platform olarak kabul edilen G20’nin oluşturulması, 25 Eylül 1999 tarihinde Vaşington’da gerçekleştirilen G-7 Maliye Bakanları ve Merkez Başkanları Toplantısında kararlaştırılmıştır.

1994’te yaşanan Meksika Peso krizi, 1997’deki Asya krizi ve 1998’deki Rusya krizinin ardından, uluslararası sistemde önemi ve ağırlığı gitgide artan “yükselmekte olan piyasa ekonomileri”nin (emerging market economies) küresel ekonomik yönetişimde daha fazla temsil edilmesi ve küresel ekonomik ve mali istikrarın sağlanması ve teşvik edilmesi için gayri resmi bir tartışma ve görüş alış verişi ortamı sağlanması G20’nin kuruluş amacı olarak ortaya çıkmaktadır.

Ülkemizin kuruluşundan bu yana üyesi olduğu “yükselen piyasa ekonomileri” ile gelişmiş ülkelerin bir araya geldiği G20 platformu, ABD, Almanya, Arjantin, Avrupa Birliği Avustralya, Brezilya, Çin, Endonezya, Fransa, Güney Afrika, Güney Kore, Hindistan, İngiltere, İtalya, Japonya, Kanada, Meksika, Rusya Federasyonu, Suudi Arabistan ve Türkiye’den oluşmaktadır. Ayrıca, IMF ve Dünya Bankası, düzenlenen toplantılara üst düzeyde katılmaktadır.

Küresel ekonomik ve finansal sistem açısından büyük önem taşıyan G20 ülkeleri, küresel gayrisafi hasılanın yaklaşık %85’ini; dünya ticaretinin %75’inden fazlasını ve dünya nüfusunun üçte ikisini temsil etmektedir.

Bir daimi sekretaryası bulunmayan G20, dönem başkanlığı ve genel sekretaryanın kurulması görevleri her sene Gruba dâhil farklı bir bölgeden bir üye ülke tarafından üstlenilecek şekilde faaliyet göstermektedir. Bu çerçevede başkanlık, bir önceki yılın, içinde bulunulan yılın ve bir sonraki yılın dönem başkanlarının oluşturduğu bir “troyka” tarafından yürütülmektedir. Ülkemiz 2015 yılında G20 dönem başkanlığını yürütmüştür.

2007 Temmuz ayında ABD’de baş gösteren ve daha sonra pek çok ülkeye sirayet eden finansal piyasa çalkantılarının küresel ekonomiyi tehdit eder bir boyuta ulaşması sebebiyle konunun, 2008 yılında G20 ülkelerinin liderleri düzeyinde ele alınmasına karar verilmiştir. Bu çerçevede, ilk G20 Liderler Zirvesi 2008 yılı Kasım ayında Vaşington’da düzenlenmiştir. 2018 yılı G20 Liderler Zirvesi 30 Kasım-1 Aralık 2018 tarihlerinde Buenos Aires’te gerçekleştirilmiştir.

2018 Arjantin Dönem Başkanlığı Ticaret ve Yatırım Gündemi

Arjantin Dönem Başkanlığı, çalışma konularını “Çalışmaların Geleceği (The Future of Work)”, “Kalkınmanın Altyapısı” ve “Sürdürülebilir Bir Gıda Geleceği” temaları altında toplamıştır.

Ticaret, Arjantin Dönem Başkanlığının da önemli konularından birisi olmuştur. Bu başlık altında yapılan çalışmalar, Çin’in 2016 yılındaki Dönem Başkanlığında kurulan “Ticaret ve Yatırım Çalışma Grubu (Trade and Investment Working Group- TIWG)” bünyesinde sürdürülmüştür. Adil ve sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlayan kapsayıcı ticaret sistemi, teknolojik inovasyonun ve küreselleşmenin olumsuz etkileriyle mücadele etmek amacıyla ticaret ve yatırımın faydalarının geniş kesimlerce paylaşılması hususları, Arjantin Dönem Başkanlığı’nda da ele alınmıştır.

Arjantin Dönem Başkanlığı’nın ticaret ve yatırım alanındaki öncelikleri “Gıda ve Tarımsal Küresel Değer Zincirlerinin Ticaret ve Yatırım Boyutları” ve “Yeni Sanayi Devriminin Ticaret ve Yatırım Boyutları” olarak belirlenmiştir. Bu iki konuya ek olarak, ticaret ve yatırım gündemi çerçevesinde, Uluslararası Ticaretteki Güncel Gelişmeler Üzerine G20 Diyaloğu”  başlatılmıştır.  Anılan konu başlığı altında, yükselen korumacılık, merkezinde Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ)’nün yer aldığı kurallara dayalı uluslararası ticaret sistemindeki sorunlar ve DTÖ’nün reformu gibi hususlar ele alınmıştır.

2019 Japonya Dönem Başkanlığı Ticaret ve Yatırım Gündemi

Japonya, G20 Dönem Başkanlığını 1 Aralık 2018 tarihinde Arjantin’den devralmıştır. Ticaret, G20 Japonya Dönem Başkanlığı’nda da önemli gündem konularından birisini oluşturacaktır. Japonya Dönem Başkanlığı’nın ticaret başlığı altındaki çalışmaları aşağıda sunulan beş başlık altında toplaması öngörülmektedir:
  • Uluslararası Ticaretteki Güncel Gelişmeler Üzerine G20 Diyaloğu
  • Piyasa Temelli Yatırım Kararlarını Destekleyici Güçlü Bir İş Ortamının Yaratılması
  • Ticaret ve Yatırımın Sürdürülebilir ve Kapsayıcı Büyümeye Katkı Sağlayacak Şekilde Desteklenmesi
  • Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Reformu, İkili ve Bölgesel Ticaret Anlaşmalarındaki Son Gelişmeler
  • Dijital Ticaret
Japonya Dönem Başkanlığı’ndaki G20 Dijital Ekonomi Bakanları Toplantısı 8 Haziran 2019, G20 Ticaret Bakanları Toplantısı 9 Haziran 2019, Liderler Zirvesi ise 28-29 Haziran 2019 tarihlerinde gerçekleştirilecektir.

Çelik Sektöründe Fazla Kapasite Sorununa İlişkin Küresel Forum (Global Forum on Steel Excess Capacity)

Çelik Sektöründe Fazla Kapasite Sorununa İlişkin Küresel Forum (Global Forum on Steel Excess Capacity), 16 Aralık 2016 tarihinde G20 Almanya Dönem Başkanlığında kurulmuştur. Forum, G20 Ülkeleri ile OECD üyeleri olmak üzere 33 üyeden (Forum Üyesi OECD Ülkeleri: Avusturya, Belçika, Finlandiya, Yunanistan, Macaristan, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Polonya, Slovak Cumhuriyeti, İspanya, İsveç İsviçre. Forum Üyesi G20 Ülkeleri: Arjantin, Avustralya, Brezilya, Kanada, Çin, AB, Fransa, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Japonya, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, Güney Afrika, Güney Kore, Türkiye, Birleşik Krallık, ABD) oluşmaktadır.
 
Küresel Forum, çelik kapasitesindeki gelişmelere, kapasite fazlası ve sanayi reformuna ilişkin politikalara ve sübvansiyonlara ilişkin Forum üyeleri arasında bilgi/veri paylaşımının geliştirilmesini ve kapasite fazlasının azaltılmasına yönelik etkin adımlar atılmasını ve böylelikle çelik piyasalarının işleyişinin güçlendirilmesini hedeflemektedir.

Forumun yönetimi, en büyük sekiz çelik üreticisi ülkeden (ABD, Brezilya, AB, Rusya, Hindistan Çin, Kore, Japonya) oluşan Yönlendirme Komitesi ile G20 Dönem Başkanı olan ülke tarafından yürütülmektedir. G20 Dönem Başkanlığı 1 Aralık 2018 tarihinde Japonya tarafından üstlenilmiştir. Küresel Forum’un Başkanlığı, G20 Dönem Başkanı ülke ve diğer iki Forum üyesi ülke (eş başkanlar olarak) tarafından yürütülmektedir. 2019 yılında Küresel Forum Başkanları Japonya, Brezilya ve Rusya’dır.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER İLGİLİ KURULUŞLARI

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ ve PARİS ANLAŞMASI

Türkiye ve İklim Değişikliği Rejimi

Ülkemiz 2004 yılında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS)’ne taraf olmuş ve anılan sözleşme imzaya açıldığında diğer OECD üyeleri ile birlikte Ek-1 (emisyon azaltım yükümlülüğü bulunan ülkeler) ve Ek-2 (hem emisyon azaltım hem de Ekler Dışı ülkelere finansman ve teknoloji sağlama yükümlülüğü bulunan ülkeler) listesine dâhil edilmiştir. Ülkemiz 2001 yılında BMİDÇS’nin diğer ülkelere finansman ve teknoloji sağlayıcılığı yükümlülüğü doğuran Ek-2 listesinden kendi talebi ile çıkarılmıştır. Ancak, ülkemiz halen Anlaşma’nın Ek-1 Listesinde yer almaktadır.
 
Türkiye BMİDÇS’nin devamı niteliğinde olan Kyoto Protokolü’ne 2009 yılında taraf olmuştur. Ülkemiz Kyoto Protokolü imzaya açıldığı süreçte henüz BMİDÇS’ye taraf olmadığından, Ek-1 ülkesi olmasına rağmen, Kyoto Protokolü taahhüt dönemlerinde (Kyoto Protokolü’nde emisyon azaltımı ya da kontrollü artış yükümlülüğü üstlenen ülkelerin taahhütlerini 2008–2012 ve 2013-2020 olarak belirlenen iki dönemde yerine getirmeleri planlanmıştır.) sayısallaştırılmış bir azaltım yükümlülüğü (Protokol’ün hedefi, azaltım yükümlülüğü üstlenen ülkelerin sera gazı emisyonlarının toplamının 2008-2012 yılları arasındaki birinci taahhüt döneminde, 1990 yılındaki seviyenin % 5 altına düşürülmesi; Protokolün ikinci taahhüt dönemini oluşturan 2013-2020 yılları arasında ise 1990 yılına göre en az %18 azaltım sağlanmasıdır.) bulunmamaktadır.
 
Bahse konu anlaşmaların iklim değişikliği ile mücadelede istenilen sonucu vermemesinden ötürü, 2015 yılında Paris’te düzenlenen BMİDÇS 23. Taraflar Konferansı’nda neredeyse evrensel bir nitelik taşıyan Paris İklim Anlaşması kabul edilmiştir. Ülkemiz bahse konu anlaşmayı 22 Nisan 2016 tarihinde imzalamış ancak henüz iç onay sürecini tamamlayarak anlaşmaya taraf olmamıştır.
 
Mevcut durumda ülkemiz BMİDÇS’nin Ek-1 listesinde yer aldığından, iklim politikalarını yürütme sürecinde ihtiyacı olan finansmana, kapasite gelişimine ve teknoloji transferine erişimini garanti altına alamamakta ve sadece Ekler dışı ülkelere sağlanan uluslararası finansman mekanizmalarından (özellikle Yeşil İklim Fonu) yararlanamamaktadır. Ancak Çin, Meksika, Brezilya ve Hindistan gibi ülkeler Ekler Dışı ülkeler arasında yer aldıklarından iklim politikalarını işletirken uluslararası finansman mekanizmalarından yararlanabilmektedir.
 
Gelinen aşamada, Paris Anlaşması altında uluslararası iklim finansmanı mekanizmalarına erişim sağlanabilmesi ve ilerleyen dönemlerde ekonomiye yük yaratabilecek şekilde mutlak azaltım yükümlülüğü altında kalınmasının önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Bu amaçla ülkemizin “Ekler Dışı Ülkeler” arasına alınması, İklim Değişikliği ve Hava Yönetimi Koordinasyon Kurulu Kararı (2018/2) olarak kabul edilmiştir. Bu Karar Ekonomik Koordinasyon Kurulu’na sunularak onay alınmıştır. BMİDÇS’nin 15. ve 16. maddeleri uyarınca, ek listesi değişiklik önerisi talebinin Taraflar Konferansı toplantısının en az altı ay öncesinde, Sekretarya’ya iletilmesi gerekmektedir. Ülkemizce bu talep Aralık ayında gerçekleştirilecek 24. Taraflar Konferansı’nda gündeme getirilmesi amacı ile Dışişleri Bakanlığımız tarafından BMİDÇS Sekretaryası’na sunulmuş durumdadır.
 
Finansman mekanizmalarına ilişkin müzakereler Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yürütülmektedir.

Türkiye ve Ulusal Katkı Beyanı

Ülkemiz Paris İklim Anlaşması kapsamında sera gazı emisyon azaltımlarına ilişkin ulusal katkı beyanını 2012-2030 yıllarını baz alarak %21 oranında artıştan azaltım şeklinde 2015 yılında sunmuştur. Türkiye henüz anlaşmaya taraf olmadığından söz konusu beyan “niyet edilen” şeklinde ifade edilmektedir.

İklim Değişikliği, Dış Ticaret ve Ülkemizin Pozisyonu

Türkiye’nin sera gazı emisyonu dağılımı yoğunluklu olarak enerji ve sanayi sektörü üzerindedir. İhracatımızda önemli yeri olan çimento, toprak ürünleri, kimya ve demir-çelik gibi sektörler emisyon yoğun sektörlerdir. Dolayısı ile ulusal katkı beyanımız kapsamında gerçekleştireceğimiz azaltım politikalarının bu sektörlere doğrudan etkisi olacaktır. Bir sera gazı azaltımı politikasını (karbon vergisi, emisyon ticaret sistemi gibi) uygulamak bu sektörlerin üretim maliyetlerini arttıracaktır. Öte yandan, ihraç edilen ülkelerin daha sıkı azaltım faaliyetleri olması ve ülkemizin iklim politikalarının yeterince güçlü görülmemesi durumunda dış ticarette ilave maliyetler ile karşılaşmak olasıdır. Bu durum ülkemizin rekabetçi olduğu sektörlerde pazar payını kaybetmesi ihtimalini dahi doğurabilecektir.     

Bu noktada iklim değişikliği konusunda Bakanlığımızın yakından takip ettiği “karşı önlemler” kavramı karşımıza çıkmaktadır. Karşı önlemler (response measures); ülkelerin emisyon azaltım önlemlerinin diğer ülkeler üzerindeki olası olumsuz ekonomik ve sosyal etkileri olarak tanımlanmaktadır. Karşı önlemlerden özellikle emisyon yoğun sektörlerde üretim yapan ülkeler ile petrol ve fosil yakıt ihracatçıları ülkelerin etkilenmesi beklenmektedir.

Hâlihazırda karşı önlemler BMİDÇS altında Uygulama Yardımcı Organı (Subsidiary Body for Implementation – SBI)/Bilimsel ve Teknolojik Tavsiye Yardımcı Organı (Subsidiary Body for Scientific and Technological Advice – SBSTA) Karşı Önlemler Ortak Forumu altında tartışılmaktadır. Forumda mevcut durumda “ekonominin dönüştürülmesi ve çeşitlendirilmesi” ile “iş gücünün adil dönüşümü” ön plana çıkmaktadır.

Paris İklim Anlaşması’nın uygulama sürecinde söz konusu Forumun “Paris Anlaşmasına Hizmet Edecek Olan Forum” şeklinde çalışmalarına devam etmesi öngörülmektedir. Ülkemiz söz konusu Forum’un yeni uygulama sürecinde çalışma programına uluslararası ticareti bir unsur olarak yerleştirmek arzusundadır. Söz konusu müzakereler Bakanlığımızca yakından takip edilmekte, her müzakere oturumunda uluslararası ticarete ilişkin müdahalemiz yinelenmektedir. Gelişmekte Olan Ülke Grupları da ülkemiz ile aynı pozisyondadır.

Ülkemiz pozisyonunun temel dayanağı yukarıda da ifade edildiği üzere emisyon yoğun üretim yapan sektörlerde dış ticaretimizin akışına ilişkin endişelerdir. Bu noktada özellikle son dönemde küresel düzlemde yoğun tartışmalara sebebiyet veren sınırda karbon düzenlemeleri (border carbon adjustment) ön plana çıkmaktadır. Ülkeler bu politika aracı ile iç piyasada zorunlu kıldıkları iklim politikaları çerçevesinde katlanılan yükleri telafi edici çeşitli önlemler almayı gündeme getirmektedirler.

Buna göre, yerli üreticilerin ödemekle zorunlu olduğu karbon vergisiyle eş değer miktarda bir vergi ithalatta da aranabilmekte, ya da yerli üreticilerin bahse konu ürünleri ihraç etmesi halinde vergi iadesi uygulaması gündeme gelebilmektedir. Anılan politika aracının hâlihazırda uygulandığı bir alan olmamasına karşın, bu araç birçok platformda tartışma konusu olmaya devam etmektedir ve söz konusu politika aracına ilişkin tanıtım çalışmaları ABD ve AB’de gerçekleştirilmiş bulunmaktadır.

Bu hususta endişe yaratan bir diğer önemli unsur ülkelerin azaltım faaliyetlerinde yüksek başlangıç ​​maliyetlerini telafi etmek adına hem kamu hem de özel sektörü tarafından yapılacak büyük yatırımlardır. Bu yatırımlar kapsamında, temiz enerjiyi desteklemek için sübvansiyonlar ve diğer teşvikler şeklinde gelişen önlemler rekabetçiliği bozucu bir sonuç yaratacaktır. Bunun yanında, enerji verimliliği gereklilikleri, ürün etiketleme, karbon ayak izi, ihracat kredileri ve üretim sübvansiyonları gibi “tarife dışı” engeller de yenilenebilir enerji ekipmanı ve bileşenlerin ihracatını veya ithalatını etkileyebilecek değişkenler olarak görülmektedir.

İklim politikalarında ticarete ilişkin Bakanlığımız sorumluluğunda yürütülen pozisyonumuzda temel amaç ülke içinde ihracatçılarımıza maliyet getirebilecek politikaların etkilerinin ve ihraç pazarlarında karşı önlemlerle karşılaşma olasılıklarının en aza indirgenmesidir. Bu yüzden uluslararası platformda karşı önlemlerin rastgele ve ayrımcı olarak uygulanmasını engelleyecek hukuki altyapılar desteklenmektedir. Bu yüzden iklim politikalarının temel çatısını oluşturan BMİDÇS bünyesindeki Paris İklim Anlaşması’nın uygulama sürecine ilişkin tüm müzakerelerde ülkemizin dış ticareti adına yukarıda ifade edilen unsurlar göz önüne alınarak Paris Anlaşmasına Hizmet Edecek Olan Forum’un çalışma programına uluslararası ticareti bir unsur olarak yer almasını sağlamak adına sözlü ve yazılı müdahalelerde bulunulmaktadır.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇEVRE PROGRAMI (UNEP)

Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), 1972 yılında Stokholm’de gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler İnsan Çevresi Konferansı’nda, Birleşmiş Milletler’de çevre sorunlarını küresel boyutta ele alacak uluslararası bir organa ihtiyaç duyulması ile ortaya çıkmıştır. Bu çerçevede, BM Genel Kurulu’nun 2997 sayı ve 15 Aralık 1972 tarihli kararıyla UNEP BM’ye bağlı bir “program” olarak oluşturulmuştur.

UNEP; BM’de çevre konusunun eşgüdümünü, çevrenin durumunun küresel düzeyde sürekli gözden geçirilmesini, çevre sorunları hakkında uluslararası kamuoyunun dikkatinin çekilmesini ve uluslararası ve ulusal çevre politikasının ve hukukunun gelişiminin sağlanmasını amaçlamaktadır. Bunun yanında UNEP; iklim değişikliği, afetler ve çatışmalar, ekosistem yönetimi, çevresel yönetişim, kimyasallar ve atıklar, kaynak verimliliği, çevre gözetimi başlıkları altında 7 adet kesişen öncelikleri dâhilinde çalışmalarını yürütmektedir. Türkiye, UNEP Yönetim Konseyi üyesi değildir.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TİCARET VE KALKINMA KONFERANSI (UNCTAD)

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun ticaret ve kalkınma alanında temel organı olan Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) 1964 yılında ticaret, kalkınma ve yoksulluk sorunlarını ele almak, özellikle Gelişme Yolundaki Ülkelerde (GYÜ) iktisadi büyümeyi ve kalkınmayı hızlandırmak maksadıyla kurulmuştur.

UNCTAD, BM sisteminde anılan konuların yanı sıra yatırım, teknoloji ve sürdürülebilir kalkınma ile ilgili hususlar üzerinde de faaliyet göstermekte; yüklendiği sorumlulukları ise, politika analizleri, hükümetler arası görüşmeler, ülkelerin izlenmesi ve teknik işbirliği gibi yöntemlerle yürütmektedir.  Özellikle kalkınmakta olan ülkelerde iktisadi büyümeyi ve kalkınmayı hızlandırmak maksadıyla 1964 yılında Cenevre'de yapılan birinci oturumun sonunda daimi hükümetler arası bir organ olarak kurulmuştur.

Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi (GSP)

UNCTAD tarafından gelişmekte olan ve en az gelişmiş ülkeler için sağlanan en önemli pazara giriş avantajı, Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi’dir. Sistem, gelişme yolundaki ülkelerin küresel ticaretten aldıkları payın arttırılmasını hedeflemektedir. Bu çerçevede, bu ülkelerin belirli ürünlerde yaptıkları ihracatta tercihli tarife oranlarından yararlanarak düşük ya da sıfır gümrük vergisi ile pazara giriş yapabilmelerine olanak sağlanmaktadır.

Ülkemiz de, kendisi bir gelişme yolunda ülke olmasına rağmen, Avrupa Birliği ile ülkemiz arasında bulunan Gümrük Birliği ilişkisi kapsamında bazı ülkelere GSP mekanizmaları ile tercihli pazara giriş imkânı sunmaktadır.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SINAİ KALKINMA TEŞKİLATI (UNIDO)

Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Teşkilatı (UNIDO) 1966 yılında kurulmuştur. 1985 yılında Birleşmiş Milletler uzman kuruluşları arasına giren UNIDO’ya üye olan ülke sayısı 172’dir. Örgütün en yüksek idari organı iki yılda bir düzenlenen Genel Konferans’tır. Üye ülkelerin katılımıyla toplanan Genel Konferans, stratejileri ve izlenecek politikaları saptar, çalışma programını ve bütçeyi onaylar, Örgüt Genel Direktörünü atar ve kurul üyelerini belirler. Örgütün diğer idari organları olan Sınai Kalkınma Kurulu 53, Program ve Bütçe Kurulu ise 27 üyeden oluşur. Genel Direktör adayını Sınai Kalkınma Kurulu belirler. Genel Direktör görev süresi dört yıldır.

UNIDO'nun görevi; gelişmekte olan ülkelerde sürdürülebilir sınai kalkınmayı desteklemek ve güçlendirmektir. UNIDO ayrıca, küresel kaynakları ve kendi uzmanlık alanlarını kullanarak dünyanın en fakir ülkelerinde yaşam koşullarını iyileştirmek adına çalışmalar yapmaktadır. Son dönemde UNIDO; çevresel sürdürülebilirlik, geniş kapsamlı küreselleşme ve fakirliğin azaltılması faaliyetlerine odaklanarak küresel çapta kalkınma anlamında büyük bir misyon yüklenmektedir. Bu kapsamda UNIDO’nun uzun vadede başarılı sonuçlar elde etmeyi planladığı üç temel faaliyet alanı kısaca; üretim faaliyetleri ile fakirliğin azaltılması, ticari kapasitenin artırılması, enerji ve çevredir.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER AVRUPA EKONOMİK KOMİSYONU (UNECE)

Birleşmiş Milletler (BM) Avrupa Ekonomik Komisyonu (UNECE-BMAEK) 28 Mart 1947 tarihinde kurulmuştur. BMAEK, BM’nin beş bölgesel komisyonundan birisi olup, günümüzde 56 üyesi bulunmaktadır. Üyeleri esas olarak Avrupa Kıtası’nda yer alan ülkeler olmakla beraber, Kuzey Amerika ülkeleri (Kanada ve ABD), Orta Asya Cumhuriyetleri (Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan) ve Batı Asya coğrafyasından da üye ülkeleri bulunmaktadır.

Nihai amacı Avrupa Bölgesi’nde iktisadi bütünleşmeyi gerçekleştirmek olan BMAEK’nın;  ekonomik problemleri çözümlemek, istatistikler toplamak, teknik bilgi değişimini sağlamak, çevre ve ulaşım konusunda ayrıntılı konvansiyonlar hazırlamak, taşıt üretimini ve ticareti kolaylaştırıcı bir yönetim sağlamak gibi amaçları da oldukça önem arz etmektedir.

Ülkemiz açısından önem taşıyan başlıca BMAEK sözleşmeleri arasında şunlar yer almaktadır;
- TIR Karneleri Himayesinde Uluslararası Eşya Taşınmasına Dair Gümrük Sözleşmesi (TIR Sözleşmesi) 1975
-  Karayolu ile Uluslararası Eşya Taşımacılığına İlişkin Sözleşme (CMR)
-  Yolcu ve Bagajların Karayolu ile Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Sözleşme (CVR)
-  Özel Karayolu Taşıtlarının Geçici İthaline İlişkin Gümrük Sözleşmesi, 1954
-  Ticari Karayolu Taşıtlarının Geçici İthaline İlişkin Gümrük Sözleşmesi, 1956
- Uluslararası Taşımacılıkta Kullanılan Paletlerin Gümrük İşlemlerine İlişkin Avrupa Sözleşmesi, 1960
-  Bozulabilir Maddelerin Uluslararası Taşınmasına İlişkin Anlaşma, 1960
-  Eşyanın Sınırlardaki Kontrollerinin Uyumlaştırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme, 1982